Vejetaryenlik Nedir? Vejetaryenler Ne Tür Besinleri Yerler?
SOSYAL MEDYA

Vejetaryenlik Nedir? Vejetaryenler Ne Tür Besinleri Yerler?

02 Şubat 2021 12:26
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Vejetaryenlik Nedir? Vejetaryenliğin Tarihteki Gelişimi

    Vejetaryen beslenme tarihi M.Ö 6.yy’da Orphic gizemleri takipçileri tarafından
    başlamıştır. Orphic ya da Orphiszm eski Yunanistan’da gizemli din olarak bilinmektedir.
    Bununla birlikte Yunan filozof olan Pisagor ise etik vejetaryenliğin babası olarak kabul
    edilmiştir. Pisagor’un ardından birçok bilim insanı da bu beslenme şeklini kabul etmeye
    başlamıştır. Daha sonra yayılarak Rönesans Dönemi’nde ve Aydınlanma Çağında
    vejetaryen beslenme tarzını benimseyen kişiler olmuştur. Bu kişilerin birleşmesiyle 1847 yılında İngiltere’de ilk vejetaryen toplumu oluşturulmuştur. Daha sonra 1908 yılında Uluslararası Vejetaryen Topluluğu, 1985 yılında da Bürüksel’ de Avrupa Vejetaryen Birliği kurulmuştur. Bununla birlikte tüm dünya genelinde vejetaryen toplulukları kurulmaya başlamıştır.

    Bireyler tarih boyunca belli ideolojiler bağlamında et yememeyi seçmiştir. Bu
    seçimlerin nedeni ise özellikle dini sebeplerdir. Dini sebeplere örnek olarak Hinduizm,
    Jainizm ve Budizm verilebilir. İneklerin kutsal sayıldığı Hinduizm de vejetaryenlik
    dininde ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bunun akabinde Jainizm dininde ise vejetaryenlik herkes için zorunlu bir hale getirilmiştir. Vejetaryen olmanın dini nedenleri günümüzde hala görülmektedir.

    Vejetaryen kelimesinin kökenine bakıldığı zaman herkes tarafından bilinen
    İngilizce sebze anlamına gelen “vegetable” kelimesinin aksine Latince “vegutes”
    kelimesinden türeyerek sağlıklı, hayat dolu, canlı anlamına gelmektedir. Vejetaryen
    kavramının tanımı ilk kez 1842’de yapılmıştır. Tanıma göre; kırmızı et, tavuk ve balığın
    tüketilmediği ancak yumurta, süt ve süt ürünlerinin ise isteğe bağlı tüketildiği beslenme
    şeklidir.

    Kavram farklı zamanlarda farklı şekillerde ele alınmış ve bu beslenme tarzının
    farklı yönlerine dikkat çekilmiştir. Örneğin; Vejetaryen Topluluğu vejetaryen kelimesini,
    “Hayvansal kökenli yiyeceklerin bir kısmı veya tamamından uzak durarak uyguladıkları
    diyet" olarak tanımlamaktadır.

    Vejetaryen beslenme şeklinin eski zamanlardan beri devam etmesiyle birlikte 20.
    yy itibariyle hayvan hakları, dini ve ekonomik nedenlerden dolayı vejetaryen kişilerin
    sayısı artmaya başlamıştır. Son zamanlarda vejetaryen beslenme şeklini
    benimseyen kişilerin sayısı artmakta ve nüfusun %10’u hayvansal gıdaları yemeklerinden çıkarmayı tercih etmektedir. Bireylerin böyle bir seçimi yapmaları etnik ve ekolojik yönlerinin yanı sıra sağlık nedenlerine de bağlıdır.

    İlk olarak Kuzey Amerika Vejetaryen Derneği tarafından 1977 yılında Dünya
    Vejetaryen Günü kutlanmıştır. Ardından Uluslararası Vejetaryenler Birliği'nin bu
    kutlamayı resmi olarak kabul etmesiyle dünya genelinde Vejetaryen Günü kutlanmaya
    başlanmıştır. Her yıl 1 Ekim'de başlayan Dünya Vejetaryen Günü bir hafta boyunca
    kutlanır ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir. Türkiye’de ise 2009 yılında Vejetaryen
    Günü kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye’de ilk resmi kuruluş olarak Türkiye Vegan &
    Vejetaryenler Derneği olan TVD faaliyet göstermektedir.

    Vejetaryen Kişiler ve Beslenme Alışkanlıkları

    Vejetaryen kişiler kümes hayvanları da dâhil olmak üzere et ürünlerini ve deniz ürünlerini tüketmeyen özel tercihli bireyler grubudur. Vejetaryenlik tüm hayvan etlerini dışarıda bırakan diyetleri kapsamaktadır. Vejetaryen diyetleri sağlık açısından yararlı bir rol oynamaktadır.

    Vejetaryen kişilerin diyetlerindeki besinler büyük miktarda tahıl, fındık, bakliyat, meyve ve sebze içermektedir. Vejetaryen kişilerin yemekleri genel olarak C vitamini, E vitamini, B12 ve magnezyum bakımından zengindir. C vitamini portakal, mandalina, greyfurt başta olmak üzere meyve ve bir takım sebzeleri içermektedir. B12 vitamini süt ve süt ürünleri, yumurtalar gibi besinlerden alınan vitaminlerdir. Vejetaryen kişiler diyetlerinde bu vitaminlere yer vererek vücudun alması gereken vitamin ve mineralleri dengelemektedirler.

    Vejetaryen beslenme şeklinin kategorize edilmiş farklı stilleri bulunmaktadır. Bu beslenme şekline göre kendilerini lakto ovo vejetaryen, ovo vejetaryen, lakto vejetaryen, vegan, peko vejetaryen ve semi vejetaryen olarak tanımlayan kişiler vejetaryen beslenme şeklini benimsemektedir. Aralarında farklılıklar bulunan vejetaryen grupları aşağıda kısaca açıklanmaktadır.

    Lakto-ovo vejetaryen (LOV): Hayvansal ürün içermeyen fakat yumurta, süt ve
    süt ürünlerini içeren vejetaryen grubudur. Lakto-ovo vejetaryenler, et, balık ve
    kümes hayvanlarını diyetlerinden çıkaran kişilerdir. Bu beslenme şeklinin tek
    farkı yumurta, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesidir. Lakto kelimesi süt anlamına
    gelirken ovo ise yumurta anlamına gelmektedir.
    Ovo vejetaryen (OV): Hayvansal ürün ve süt ürünlerinin tüketilmediği sadece
    yumurtanın tüketildiği beslenme şeklidir. Bu beslenme şekli veganlara göre biraz
    daha esnektir. İsminden de anlaşılacağı gibi Ovo kelimesi yumurta anlamına
    gelmektedir ve bundan dolayı yumurta yiyebilen kişiler olarak tanımlanmaktadır.
    Lakto- vejetaryen (LV): Hayvansal ürünleri ve yumurtaları çıkaran sadece süt
    ürünlerinin tüketildiği beslenme şeklidir. Vegan kişilere göre daha esnek bir
    yaşam tarzını benimseyerek sadece süt ve süt ürünlerini tüketirler. Geriye kalan
    hayvansal ürünleri tüketmeyi reddederler.
    Vegan: En katı olan vejetaryen kategorisine girmektedir. Beyaz et, kırmızı et,
    yumurta, süt ve süt ürünleri dâhil olmak üzere hayvansal tüm ürünleri çıkaran
    beslenme şeklidir. Sadece hayvansal ürünleri değil aynı zamanda hayvandan elde
    edilen giyim, kozmetik ve temizlik malzemeleri gibi ürünleri de kullanmazlar.
    Pesko-vejetaryen: Kümes hayvancılığı ve et ürünlerini çıkararak balık tüketirler.
    Sadece balık ve deniz ürünlerine diyetlerinde yer verirler. Balık ve deniz
    ürünlerinde omega-3 kaynağının fazla olmasından dolayı alzheimer, kemik
    hastalıkları, göz hastalıkları gibi oluşabilecek hastalıklara yakalanma oranı
    pesketaryen kişilerde daha düşüktür.
    Semi-vejetaryen: Arada bir balık, kümes ve et ürünlerini tüketebilen beslenme
    şeklidir. Diğer vejetaryen türlerine göre daha esnek olan bir çeşittir. Yarı
    vejetaryen olarak adlandırılmaktadır. 

    Yukarıda açıklanan beslenme şekillerini benimseyen birçok kişi bulunmaktadır.
    Dünya genelinde çok fazla kişi vejetaryen diyetlerini takip etmesine rağmen ülkelerin
    nüfusun sadece küçük bir kısmını vejetaryen kişiler oluşturmaktadır. Batı toplumlarındaki Fin gençleri ve yetişkinleri giderek daha fazla vejetaryen beslenme şeklini benimsemektedir. Finlandiya’da yetişkinlerin ortalama %4,1’lik kısmı
    vejetaryendir. Hindistan nüfusunun yaklaşık %35’ini vejetaryen kişiler oluşturmaktadır. Gallup Anketine göre, ABD’nin yetişkin nüfusunun %5’i vejetaryen beslenme tarzını benimsemektedir.

    Dünya’daki kişi başına düşen et tüketimi azalmaktadır. Almanya’da, kişilerin et tüketimi son zamanlarda %30 azaldığı görülmekte ve Almanya nüfusunun sadece %9’unun vejetaryen beslenme şeklini benimsediği bilinmektedir. Aynı şekilde İtalya’nın nüfusunun da %9’u vejetaryendir. Türkiye’de vejetaryen kişilerin sayısı ile ilgili net bir bilgi bulunmamaktadır. 

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap