Son Yüzyılın Vebası Tükenmişlik Sendromu Nedir? Tükenmişlik Sendromu Belirtileri Nelerdir?
Sağlık

Son Yüzyılın Vebası Tükenmişlik Sendromu Nedir? Tükenmişlik Sendromu Belirtileri Nelerdir?

06 Şubat 2021 15:44
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Son yüzyılda ölümcül bir hastalık gibi yakamıza yapışan Tükenmişlik Sendromu Ne Demek? Tükenmişlik Sendromu Belirtileri Nelerdir? ve Tükenmişlik sendromu Tedavi Yollarına dair soruları bu içeriğimizde sizlerle paylaştık.

    Tükenmişlik Sendromu Nedir? Tükenmişliğin Tanımı

    Tükenmişlik Sendromu'nun kavramsal olarak ilk gözlemlenmesi gönüllü olarak sağlık çalışanlarının arasında görülmekte olan yorgunluk, hayal kırıklıkları ve işi bırakma ile sonuçlanma neticesinde karakteristik bir hali tanımlayabilmek adına Freudenberger tarafından ortaya atılmış olması ile birlikte Maslach ve Jackson tarafından daha sonraki bir süreçte geliştirilmiş bulunmaktadır.

    Tükenmişlik sendromuna ilişkin olarak günümüzde yaygın olarak kullanılan tanım ise, bu konu hususunda çalışmalar yapmakta olan araştırmacıların içinde önem arz eden Maslach Tükenmişlik Envanterini geliştirmiş olan Christina Maslach’a aittir. Tükenmişlik Sendromu; “İşi gereği insanlarla yoğun bir ilişki içerisinde olanlarda görülen duygusal tükenme, duyarsızlaşma, ve düşük kişisel başarı hissi” şeklinde tanımlanmaktadır. İş hayatı yoğun geçen bireylere birinci dereceden tehdit olarak ön görülen Tükenmişlik Sendromu'nu taşımaları hissi bireyler açısından kendilerini yeni bir güne diğer bireylere nazaran daha enerjisi bitmiş şekilde başlamalarına sebep olduğunu söylemek mümkündür.

    Tükenmişlikle ilgili ikinci önemli tanım Pines ve Aronson (1988)’a aittir ve bu yazarlara göre Tükenmişlik Sendromu; bir şevk, enerji, idealizm, perspektif ve amaç kaybıdır ve sürekli strese, umutsuzluğa, çaresizliğe ve kapana kısılmışlık duygularına neden olan fiziksel, duygusal ve zihinsel bir tükenme durumudur. Pines’in Psikonalitik-Varoluşçu Modeli’nin, psikoanalitik perspektifine bağlı olarak tükenmişlik fenomenine bakıldığında, kişilerin hangi mesleği seçeceklerini çocukluk yıllarındaki çözümlenmemiş aile etkileşimleri ve erken çocukluk yaşantılarının belirlediği görülmektedir. Bir başka deyişle, kişilerin belli bir mesleğe yönelmesinin ana nedeni erken çocukluk yaşantılarının üstesinden gelmektir. Herhangi bir iş seçiminin bilinçdışı belirleyicilerini kişilerin bireysel ve ailesel tarihleri (geçmişleri) yansıtır. İnsanlar çocukluk yıllarında doyuramadıkları bazı ihtiyaçlarını gidermek ve çocukluk yaşantılarına varoluşsal bir anlam kazandırabilme fırsatını elde edebilmek için bir meslek seçmektedirler.

    Duygusal kaynaklarını tamamen tüketen ve bu kaynakları tekrar yenilemek isteyen bireylerin çalışma ortamında, özel ve sosyal yaşamında hoşnutsuzluk meydana gelmektedir. Ergin (1992) tükenmişliğin iş doyumu, yorgunluk veya yıpranma gibi duygularla karıştırılmaması gerektiğini belirtmiştir. Ergin’e göre Tükenmişlik Sendromu, bireylerin hayatlarında ters giden bir durum söz konusu olduğunda ve bu duruma inanmayı reddettiği durumlarda gelişmektedir. Çam (1992) bireysel kaynakların bittiği, rutin olaylar karşısında sürekli ümitsizlik ve olumsuzluğun bulunduğu enerjinin tükendiği durumlarda tükenmişliğin görüldüğünü ifade etmiştir. Tükenmişlik olgusu duygusal, zihinsel ve fiziksel yorgunluğu temsil eden, zamanla ve gizlice gelişen bir süreç olması nedeniyle her tükenmişlik dönemi kendi özelliklerine göre değerlendirilmeli ve incelenmelidir. Bu değerlendirmelerin birbirini izlemesi, Tükenmişlik Sendromu'nda erken tanı ve önleme uygulamaları açısından önemlidir.

    Tükenmişlik Sendromu kavramı, duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissi olmak üzere üç alt boyutta değerlendirilmektedir. Freudenberger (1974), tükenmişliğin alt boyutlarından yalnızca duygusal tükenmişliği ele alırken; Maslach ve Jackson (1981) ise bu üç boyutu da öne süren kuramcılar olarak bilinmektedir.

    Tükenmişlik Sendromu'nun Belirtileri

    Tükenmişlik Sendromu olgusunda sunulmakta olunan hizmet karşısında gerek nitel gerekse nicel olarak bozulmalara yol açması ile birlikte hizmeti sunmakta olan kişilerin de sağlıkları hususunda olumsuzlukların açığa çıktığını ifade edebilmek mümkündür. Bu hususta Tükenmişlik Sendromu olgusuna dair yapılmakta olunan çalışmalar dayanarak tükenmişliğe dair belirtileri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.

    Tükenmişlik Sendromu'nun gelişimi ve bunun ilerleyen etkisi ile ilgili çeşitli kavramsal modeller olmuştur. Genellikle ardışık aşamalarla açıklanan üç tükenmişlik boyutu arasındaki ilişki ön plandadır. Duygusal tükenmenin öncelikle yüksek talep ve aşırı yüke yanıt olarak geliştiği varsayılmakta ve daha sonra bunun insanlara ve mesleğe etkileri ve olumsuz tepkilere yol açacağı varsayılmaktadır (duyarsızlaşma veya sinizm). Bu tepkiler devam ettiğinde, bir sonraki aşama yetersizlik ve başarısızlık duyguları oluşacaktır. 

    Tükenmişlik Sendromu yalnızca bir sebepten dolayı ortaya çıkan bir durum değildir ve tükenmişlik sendromuna sahip olan bireylerin tükenmişlik sendromu olduklarının anlaşılabileceği belirtiler vardır. Tükenmişliğin fiziksel belirtiler, zihinsel belirtiler, duygusal belirtiler ve davranışsal belirtiler olmak üzere dört belirtisi vardır. Aşağıda bu başlıklar açıklanacaktır.

    Fiziksel Belirtiler: Fiziksel olarak Tükenmişlik Sendromu'na yönelik en belirgin nitelikte olan belirtiler; sürekli yorgunluk, bitkinlik hissi, uyuşukluk, sürekli baş ağrısı, yüksek kolesterol, kilo kayıplarının yaşanmasıdır. Bunlara ek olarak genel olarak ortaya çıkan ağrı ve sızılarla yoğun bir biçimde gözlemlenen soğuk algınlıkları, grip olmanın yanı sıra daha ileri seviyede kendini gösteren solunum yetmezliği ve koroner kalp rahatsızlıklarının artışı olarak nitelendirilebilmek mümkündür.

    Zihinsel Belirtiler: Zihinsel açıdan bakıldığı zaman Tükenmişlik Sendromu'nun belirtilerini bireylerin yapmış oldukları işe dair doyumsuzluk ile birlikte gerek kendine gerekse de faaliyet göstermekte oldukları işyerleri ve çevresine karşı genel bir negatiflik durumu halinde bir davranış sergilemektedirler. Bu gibi tutumların sonuçlarında ise işten ayrılmalar, ciddiye almama veya ihmalkârlık gibi durumlar ortaya çıktığını ifade etmek mümkündür.

    Duygusal Belirtiler: Tükenmişlik Sendromu'nda en belirgin olan duygusal belirtiler bireylerdeki duygusuz davranışların ortaya çıkması, diğer bireyleri eleştirmeye başlamaları, hayal kırıklıkları yaşamaya başlaması, çabuk sıkılma, konsantrasyonda yaşanan zayıflamaları, aşırı alınganlık ve umutsuzluğa kapılma, endişe ve yabancılaşarak yalnız kalma olarak nitelendirmek mümkündür.

    Davranışsal Belirtiler: Bireylerin diğer bireyler ile vakit geçirme süreleri minimuma inerek, yapmış oldukları işlerde yavaşlık ve zaman zaman görev yerlerinde bulunmama gibi davranışlarda bulunmaları bu belirtilerden bazılarıdır. Bunların yanı sıra kayıtları eksik tutma, diğer bireylere şüpheci bir tavır sergileme, gerek evde gerekse iş yerinde diğer bireyler ile diyaloglardan kaçınma ve belirli aralıklarla gözyaşı ve duygusal patlamalar yaşamaları bireylerin davranışsal olarak tükenmişlikte davranışsal belirtiler olarak nitelendirilebilmektedir. 

    Kaçmaz (2005) tükenmişliğin davranışsal belirtilerini; hatalar yapmak, belirli işleri ertelemek, işe geç gelmek, izin almadan veya hastalık sebebiyle işe gelmemek, işi bırakma eğilimi göstermek olarak ifade etmektedir. Yine bu belirtilere ek olarak hizmetin niteliğinde bozulma, iş veya iş dışı çevreyle ilişkilerin bozulması, kaza ve yaralanmalarda artış, meslektaşlara ve hizmet verilen bireylere karşı alaycı tavır tutunmak, iş yerine başka şeylerle vakit geçirmek, örgüte ilginin azalması şeklinde sıralamaktadır.

    Tükenmişlik Sendromu'nu Etkileyen Faktörler

    Tükenmişlik Sendromu olgusunun meydana gelmesi hususunda kişilerin bireysel özelliklerinin rolü olmasına rağmen faaliyet göstermekte oldukları örgütten kaynaklı koşullar ve özellikler de bu hususta önemli bir rol üstlenmiş bulunduğunu ifade edebilmek mümkündür.

    Yapılan araştırmalarda ulaşılan sonuçlar doğrultusunda Tükenmişlik Sendromu'na etki eden faktörlerin farklı nedenlerden ortaya çıktığı görülmektedir. Bu faktörlerden bir bölümü bireylerin kendilerinden kaynaklanan kişisel faktörler olarak ele alınırken, diğer bir kısmı ise bireyin dışında gerçekleşen kişinin yaşadığı çevreden kaynaklanan örgütsel (çevresel) faktörler olarak ele alınmaktadır.

    Bu faktörler; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, çalışma süresi ve eğitim düzeyi gibi demografik faktörler, işine karşı aşırı ilgi yani işkolik olma, bireysel beklenti düzeyi, kişilik yapısı, gibi birçok kişisel faktörler; işin niteliği, çalışma saatleri, aşırı iş yükü, meslektaşlarla ilişkiler ve çatışmalar, yöneticilerle ilişkiler, insan ilişkileri, müşteri yoğunluğu, örgütün plan ve prosedürlerinden kaynaklanan sorunlar, özerklik ve kararlara katılma, iş çevresinin desteği, rol belirsizliği ve rol çatışması, geri bildirim eksikliği, ödül ve ceza, iş ortamının fiziksel koşulları, sosyal destek, kontrol eksikliği veya fazlalığı, işte ilerleme fırsatları ve bunun gibi faktörler ise örgütsel (çevresel) faktörler Tükenmişlik Sendromu ile ilgili araştırmalarda karşılaşılan ve tükenmişliğe etki eden faktörler içinde yer almaktadırlar. 

    Tükenmişlik Sendromu'na etki eden faktörler de alt başlıklara ayrılan üç faktör bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, bireysel faktörler, ikincisi demografik faktörler ve son olarak da örgütsel faktörlerdir.

    Tükenmişlik Sendromu Tedavisi Nedir? Tükenmişlik Sendromu'yla Başa Çıkma Yöntemleri

    Sonuçlar açısından Tükenmişlik Sendromu; iş tatminsizliği, düşük örgütsel bağlılık, işe devamsızlık, işten ayrılma niyeti ve çalışan devir hızı olmak üzere çeşitli olumsuz tepkiler ve işe ait geri çekilme biçimleriyle sıkça ilişkilendirilmiştir. Örneğin, sinizmin çalışan devir hızını yordamak amacıyla Tükenmişlik Sendromu'nun en önemli yönü olduğu bulunmuştur ve tükenmişlik işyerinde zorbalık ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiye aracılık etmektedir. Öte yandan, iş başında kalan insanlar için Tükenmişlik Sendromu, verimliliği düşürmekte ve iş kalitesini düşürmektedir. Tükenmişlik Sendromu, işteki olumlu deneyimler için fırsatları azaltması nedeniyle azalan iş tatmini ve işe ya da organizasyona sunulan bağlılığın azalması ile ilişkilidir.

    Tükenmişlik Sendromu olgusunun bir örgüt ve bu örgüte bağlı bireyler açısından önemli bir boyutta sorunlara sebebiyet vermesi nedeni ile önlenmesi gerekmekte olduğunu söylemek mümkündür. Tükenmişlik sendromu ile başa çıkabilmek adına uygulanacak olan müdahale yöntemleri bireysel ve örgütsel boyutta olması gerekmektedir. Tükenmişlik Sendromu'nun oluşumuna sebep olabilecek faktörlerin daha önceden belirlenmesi ve bu doğrultuda da önlemlerin alınması gerekmektedir. Fakat bu durumun üstesinden gelinmemesi durumunda bir tükenmişlik sendromu oluşum göstermiş ise, bu durumu erken aşamalarda fark edilerek müdahale edilmesi gerektiğini söylemek mümkündür.

    Tükenmişlik Sendromu'yla başa çıkma, Tükenmişlik Sendromu olan bireyler için oldukça önem arz etmektedir. Bu nedenle bireylerin tükenmişlikle başa çıkma yöntemleri ile ilgili bilgi sahibi olması ve bu yöntemleri olabildiğince uygulamaya çalışması gerekmektedir. Çünkü tükenmişlik, bireylerin yaşamlarının her alanında kendini gösteren ve birçok olumsuzluğa sebebiyet veren bir durumdur. Bu alanlardan biri de, kişinin iş yaşamıdır. 

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap