Sıkça Duyduğumuz Etik Kavramı Nedir? Etik ve Ahlak Arasındaki Fark
Kişisel Gelişim

Sıkça Duyduğumuz Etik Kavramı Nedir? Etik ve Ahlak Arasındaki Fark

03 Şubat 2021 18:40
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Etik Nedir? Ahlakla Etik Aynı Şey mi?

    Çevremizden ya da hocalarımızdan sık sık duyduğumuz bir sözcüktür Etik sözcüğü. Hocalarımız felsefe derslerinde bile sormuştur Etik Nedir? Ahlakla Etik Aynı mı? diye. İşte bütün bunların cevabı. Aristoteles’in çalışmaları ile birlikte felsefi bir disipline dönüşen etik, eski çağlarda insanoğlunun topluluklar halinde bir arada yaşamaya başlamasından günümüze kadar tarih boyunca hep önemini koruyan konulardan biridir. Etik ile ahlak kavramları sıklıkla birbiri yerine kullanılmaktadır. Bu yüzden iki kavram arasındaki farklılıklara kısaca değinmekte yarar vardır.

    Etik, Yunanca’da karakter anlamı taşıyan “ethos” sözcüğünün kökünden gelmektedir. Ahlak ise, latince “mos, mores” kelimesinden türetilmiş olup, “adet, alışkanlık ve gelenek” anlamında kullanılr. Her ne kadar bazen etik ile ahlak kavramları birbirlerinin yerine kullanılsa da ahlak normları ile etik değerleri birbirinden ayırmak gerekmektedir.

    Ahlak, bir toplulukta veya toplumda, belli bir zamanda, kişiler arası ilişkilerde geçerli olan değerlendirme ve davranış kuralları sistemi olarak ifade edilir. Etik, ahlaki kuralların ve eylemlerin yanı sıra bunların dayanaklarını da sorgulayan bir disiplin olup, birlikte yaşama üzerine sistematik olarak düşünme süreci olarak ifade edilebilir. Yılmaz’a göre etik; hayata neyin anlam kazandırdığını göstermekle birlikte; neyin yapılması veya yapılmaması gerektiğini ve hangi davranışın iyi veya kötü olduğunu muhakeme eden felsefi disiplindir. Etik, toplumun geneli tarafından anlaşılan ahlak kurallarından daha farklı ve felsefi bir anlam taşımaktadır. Etik, ataların ahlaki görüşü olup toplumsal ortak kabulle ve zaman içerisinde oluşturulmuş, toplumun geneli tarafından benimsenen değerler ve inançlar bütünüdür.

    Eğitim, üretim, bilim, siyaset ve adalet alanlarında mesleki başarının anahtarı olan ahlak, aynı zamanda uzun vadede sosyal yaşam ve sosyal sistemlerde ana amaç olarak değerlendirilmektedir. göre ahlak; bireysel ve toplumsal düzeyde fiilen yaşanan bir olgudur; yeni ahlak, günümüz toplumunun ahlaki kuralları, normları ve sorunları ile ilgilidir. Etik ise, ahlaki görüş ve öğretileri inceleyen bir felsefe disiplinidir. Daha doğrusu, doğru ve yanlış davranışın teorisi etik kavramını, bunun pratiği ise ahlak kavramını ilgilendirir. Bu durumda ilkeler etik ya da etik dışı olarak değerlendirilirken, davranışlar ise ahlaki ya da ahlak dışı olarak nitelendirilir.

    Ahlak, karakteri betimlerken; etik, bu ahlak ilkelerinin uygulandığı sosyal sistemi tanımlamaktadır. Her insan topluluğunun ahlak anlayışı vardır ve davranış bazında daha çok değerlendirilmektedir. Etik ise karar vericilerin doğru ve yanlış arasında seçim yapmasını sağlayan bir şemsiye görevi görmektedir ve ataların bu konudaki deneyimleridir. Etik kavramı, ahlaki, dini ve hukuki normlara dayanmaktadır. Bir birey olarak ya da bir örgütün parçası olarak insan davranışlarına temel oluşturup onlara yön veren ahlak prensiplerin bütününden oluşur.

    Toplumdaki bireyler, topluluklar, kurumlar gibi toplumsal tabakaların uyumlu bir şekilde birlikte yaşayabilmeleri, bazı değerlerin varlığını gerekli kılmaktadır. Bu noktada etik davranışlar, toplumda çatışmaya neden olacak ve uzlaşı ortamını bozabilecek durumları minimize etmede önemli bir araç işlevi görmektedir. Aynı zamanda etik, toplumsal, siyasal ve yönetsel sistemin etkin işleyişini sağlayan, bu sistemlerin kalitesini arttıran, yolsuzluğa sebep olan yolları engelleyen değerler ve davranışlar dizgesi olarak tanımlanmaktadır. Bunun yanı sıra, iş dünyasında yönetici, iş sahipleri ve diğer paydaşlara kılavuzluk eden etik ilkelerden oluşan ve iş ile ilgili kararlar alınırken esas alınan ahlaki standartların uygulanması süreci olarak ifade edilen iş etiği kavramı, işletmeler için sürdürülebilir başarının anahtarıdır. Taka’ya göre iş etiği, hem toplumda hakkaniyetin sağlanmasını hem de ekonomik aktiviteler arasındaki ilişkileri ve uygulamaları inceleyen bir disiplindir. İş etiği, işyerinde doğru ile yanlışı ayırabilme ve doğru olanı tercih edebilmeye yönelik normlar ve prensipler olarak tanımlanabilir.

    Gerek ekonomi gerekse etik, değer problemini incelemektedir. Teori ile pratik ve sanat ile bilim arasında mevcut olan bağlantının benzeri, ekonomi ile etik arasında da mevcuttur. İş etiği kavramının içeriği ve sınırlarını belirlemek zordur. Genel tanımıyla iş etiği, tüm iktisadi faaliyetlerde dürüst, güvenilir ve adil davranışlar sergilemek suretiyle içinde bulunduğu toplum ile ilişki halindeyken topluma destek olabilmektir. İş etiği konusundaki problemlerin çözümü için global bir yaklaşım da mevcut değildir. İş yaşamında büyük bir öneme sahip olan ahlaki veya etik sorunların çözümü için daha yaratıcı bakış açılarına gerekisinim duyulmaktadır. Ahlaki yoksunluk, en çok politika, iş ve ticaret ortamlarında görülmekle birlikte sosyal sınıfların her birinde gözlemlenebilen bir olgudur.

    Etik Kavramının Ögeleri

    Etik kavramının temel öğeleri, ahlak, değerler ve kültür olarak ifade edilmektedir. Bu kavramlar aşağıda kısaca açıklanmaktadır.

    1. Ahlak ve Etik Aynı Şey mi? Ahlak Nedir?

    İşletmeler için oyunun kuralların giderek daha da karmaşık hale geldiği ve küresel çapta değişimlerin yaşandığı son yüzyılda ahlak, artık durağan bir kod veya her birey tarafından kabul edilen ilkeler dizgesi olmaktan çıkmıştır. Toplum, bu değişimle beraber rasyonel bir ahlak anlayışını talep etmektedir.ilerlemenin doğası gereği, ahlak ile ilgili tartışılması gereken önemli sorulardan biri zamanla evrim geçiren ve anlaşılabilir bir yönde ilerleyen objektif, insancıl ve evrensel bir ahlak olup olmadığı sorusudur.

    Sözlük anlamında ahlak, “bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, “huylar” şeklindedir. Ahlak; bir bireyin veya grubun belirli eylemlerinin doğruluğunu veya yanlışlığını, eylemde bulunanların iyi veya kötü yanlarını ve bu eylemlerin yönelmiş olduğu hedeflere ilişkili olarak insanlığın refahını oluşturan unsurların neler olduğunu araştıran ve bu unsurları teşvik etmek için gerekli davranış ve karar türlerini açıklayan standartlar, değerler, ilkeler ve kurallar bütünüdür.

    Etik, ahlakın felsefi boyutunu açıklamayı hedefler ve bu nedenle daha soyut bir çerçevede teorik anlam içerir. Ahlak ise var olanı ve günümüzdeki ahlaki sorun ve davranışları daha somut bir boyutta incelemektedir. Etik, doğru ve yanlış davranışı kuramsal olarak ele alırken; ahlak ise bunun davranışlara yansımasını ve var olan davranışları inceler.

    Modern etik teorileri, iki temel kuram olan deontolojik ve teleolojik etik kuramlarına dayanır. Teleolojik teoriler, eylemlerin sonuçlarına göre ahlaki olup olmadığına karar verir. Teleolojik etik kuram (amaç-sonuç etiği), deontolojik kuramın aksine eylemin sonuçları üzerinde durur. Bu kurama göre daha çok egoizm, erdem etiği ve faydacılık teorisi olmak üzere üç teleolojik etik kuram mevcuttur. Egoizm teorisine göre bireyin kişisel çıkarlarını gerçekleştirmesine olanak tanıyan her türlü karar etiktir. Faydacılık teorisinde ise etik değerlendirme sürecinde eylemin etkileri üzerinde durulur. Eğer eylem, eylemi gerçekleştiren birey ve etkilenen diğer bireyler açısından en fazla faydayı sağlıyorsa etik bir eylem olarak değerlendirilir. Erdem etiği ise Aristotales, Sokrates, Eflatun, Epikorus gibi yunan düşünürlerinin görüşlerinin yanısıra semavi dinlerin etkisiyle şekillenen mutlulukçu ahlaktır. Toplumun mutluluğuna önem verir. Deontolojik teoriler ise, eylemin kendisi üzerine odaklanır. Özellikle Kant, deontolojik etik ile etikte evrensel geçerliliği olan formal yasalar geliştirme çabası içine girmiştir. Kant, deontolojik açıdan bir eylemin ahlaki boyutunu eylemin ahlaki buyruğa uygunluğu bakımından tartışmaktadır. Ödev etiği olarak da bilinen deontolojik etiğe göre mutlaka uyulması gereken etik ödevler mevcuttur. Başkalarına zarar vermeme, bireylerin haklarına saygı duyma gibi ödevler, evrensel kurallar ile belirlenmektedir. Deontolojik etik kuramı sonuçtan çok eylemin kendisi ile ilgilenir. Önemli olanın iyi istenç olduğu vurgulanırken eylemin doğru ya da yanlış oluşu eylemin sonuçlarından bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Ahlaki doğrunun yalnızca iyilik, doğruluk gibi amaçlardan değil, aynı zamanda pratik aklın ilklerinden kaynaklandığını belirten Kant, “koşulsuz buyruk”un tüm ahlak ilkelerine temel dayanak oluşturan bir ahlak yasasını olduğunu ortaya koyar.

    Deontolojik perspektiften bakıldığında, etik ile liderlik ilişkisinin felsefi altyapısına ek bir normatif çerçeve kazandırmayı hedefleyen Norman Bowie, ahlaki krizleri minimize edebilmek için bireylerin ya da örgütlerin ahlaki olarak Kant’ın kategorik buyruklarından üç tanesine dayalı hareket etmesi gerektiğini belirtmektedir. Bunlar:

    • Yalnızca evrensel buyruk kapsamında hareket etmek,
    • Nihai olarak insanlığa her zaman bir insan gibi davranmak, asla araç olarak görmemek,
    • İdeal bir krallığın aynı anda hem hükümdarı hem de vatandaşı gibi hareket etmek.

    2. Değerler 

    Değer kavramı, taşıdığı mana kişiden kişiye farklılık gösteren ve anlaşılması güç bir kavramdır. Değer kavramı; bireyin yaşamına anlam katan, birey tarafından hayat boyu yapılan seçimleri ve alınan kararı etkileyen, bireyin davranışlarına yol gösteren ilkeler ve ideallerdir. Yaşamın birçok alanında demokratik ve insan odaklı değerlerin ön plana çıkması neticesinde yönetim bilimlerinde kültür ve değerlerin önemi artmıştır. Zorbalık, tehdit ve korku ile yönetim anlayışının yerini inandırma ve eğitme odaklı yönetim anlayışı almıştır. Çalışanlardan verim sağlayabilmek için onların içinde bulundukları şartlara ve en önemlisi de kültürel yapılarına saygı duyma gerekliliği ortaya çıkmıştır.

    İşletmelerin hedeflerine ulaşmasını sağlamak için planlama süreci önem arz etmektedir. Planlama, çeşitli alternatifler arasından işletme için en uygun olanı seçme veya tercih yapma sürecidir. Bu seçim veya tercih sürecinde nesnel verilere ilave olarak bir değerler dizgesine de ihtiyaç vardır. Bireylerin davranışlarının tamamlayıcıları olan değerler, emretmezler. Ancak, değerler yaşama anlam katan ideallerdir ve tercih, karar ve davranışlarımızdaki önceliği yansıtırlar.

    Bir örgütte paylaşılan değerler, örgütün özünü yansıtır. Paylaşılmış değer ile birleşen beklentiler ise örgütte değişim ve gelişim için uygun ortam yaratır. Lider, değerlere vurgu yaparak çalışanlara belirsizlik ortamındaki karar ve davranışları için ışık tutmaktadır. Değerler, çalışanlar için davranış değişkenlerini tanımlayarak ve ahlaki kültür inşa ederek, yasadışı ve etik dışı faaliyetlere engel olur. Böylece işletmenin imajına katkıda bulunurken müşteri güvenini inşa eder, doğrudan ve etkili iletişimi teşvik eden önemli bir motivasyon kaynağı olarak işlev görür.

    Değerler, takımları, örgütleri ve toplumları yönlendiren semboller dizgesinin temelinde yer alır. Eylemlerini seçme özgürlüğüne sahip olan birey bu süreçte belirli ölçütler kullanmak durumundadır. Bireyin bir yargıya varıp eylemlerini ortaya koyma sürecinde değerler aracı rol oynamaktadır. İnsanlar içinde bulundukları toplumun değerlerinin etkisi altında kalırlar değerlerin önceden bilinmesi ise davranışların tahmin edilebilmesine olanak sağlar ve potansiyel çatışmaları önleyebilir.

    Değerler, sosyal yapı içerisinde hadiseleri, olgu ve koşulları izah edebilme, bu koşullara anlam verme ve bunun sonucunda kurallar oluşturabilme süreci için oldukça önemlidir.

    Değerler, örgütün farklı birçok boyutunda etki gösterirler. Değerler, sosyal, örgütsel ve kişisel düzeylerde örgütsel davranışı etkilerler. Bu noktada örgütün değerleri ile birlikte liderin ve çalışanların değerleri, örgütün etik ile ilgili iklimini şekillendirmede önemli bir rol oynarlar. Değer kavramı ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde bu kavramının, tematik çerçevede ve belirli bir kitle tarafından olumlu ve olumsuz olarak nitelendirilmiş olan olgular olarak betimlenebileceği görülmektedir. Etik değerler, davranışları gerekçelendiren ve yönlendiren olgulardır. Bu bağlamda bireyler için etik değerler, davranışları belirlemede birer ölçüt ve kaynak olarak incelenmektedir.

    3. Kültür

    Bir toplumun sosyal mirası olan kültür, nesilden nesile aktarılma eğilimi gösteren ve bir grup insanı diğer gruplardan ayıran; düşünme şekilleri, davranış biçimleri ve varlıkların toplamıdır.

    Bireylerin amaçları ve ilgileri içinde bulundukları kültürel ortamda şekillenir. Bireyin kişiliği, içinde yaşadığı ortam tarafından uygun bulunan davranışları ve perspektifleri bilinçli ve yahut bilinçsiz bir şekilde benimsemesi sonucunda şekillenmektedir.

    Spair’e göre kültür, varlığımıza temel teşkil eden ve sosyal süreçler sonucunda öğrenilen uygulamalar ve inançların, maddi ve manevi unsurların bütünüdür.

    Schein’e göre kültür, belirli bir grup tarafından icat edilen, keşfedilen ya da geliştirilen; grup dışı adaptasyon ve grup içi entegrasyonla ile ilgili problemlerle başa çıkabilmeyi öğreten ve geçerli olarak addedilmek için yeterince iyi performans göstermiş olması sebebiyle grubun yeni üyelerine bu problemleri anlamak, düşünmek ve hissetmek için doğru yol olduğu öğretilen temel varsayımlar bütündür.

    Yönetim kavramı, sistem yaklaşımı bakımından incelendiğinde, tüm sistemlerde olduğu gibi, içinde barındırdığı alt ve üst sistemlerden etkilenen bir olgu olduğu görülmektedir. Bu bağlamda yönetimin sürekli etkileşim halinde olduğu alt sistemlerden biri örgüt kültürüdür. Yönetimin sürdürülebilirliği, etkileşim içinde olduğu alt sistemlerle uyumlu olmasına bağlıdır. Çevikbaş’a göre, ahlaki donanıma sahip yöneticilerin yönetim kademelerine getirilmesi ile yönetimdeki dejenerasyonun önlenebileceği görüşü her zaman etkili bir çözüm olmamaktadır. Çünkü etik ilkeleri olan bir yöneticinin bile, bir süre sonra çevresindekilerle ve örgütün içinde bulunduğu sistemle kurmak zorunda olduğu etkileşim sonucunda etik davranış kalıplarından vazgeçmesi olağandır. Bu sebeple, yönetimdeki yozlaşmanın çözümü için etik değerler ile birlikte örgütsel ve yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.

    İnsanın kültürel dünyasının sınırlarını değerler belirlemektedir. Kültürel yaşamın temelinde yer alan ve birey tarafından oluşturulan değer yargılarının temelinde ise etik değer yargıları yatar. Etik davranışlar mevcut kültürel ortamı yansıtırlar ve toplumsal yaşam bu etik değerler dâhilinde düzenlenmekte ve işlemektedir.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap