Sessiz Gemi ve Limanda Gemiye Binemeyen Adamın Hikayesi
SOSYAL MEDYA

Sessiz Gemi ve Limanda Gemiye Binemeyen Adamın Hikayesi

31 Ocak 2021 11:47
  • Whatsapp'ta Paylaş

    1900'lerin başında Meşhur  Osmanlı Valilerinden Nazım Paşa'nın oğlu  Hikmet bey ile Celile hanım evlendi. Celile hanım, İstanbulda çokça adı güzelliğiyle, resim sanatıyla, ana dili gibi konuştuğu fransızcayla gündeme gelen bir kadındı. 1902 yılında  Nazım Hikmet bu evlilikten dünyaya geldi. 1916 yılında bu evlilik şiddetli geçimsizliğe dönmüştü.Nazım, Bahriye Mektebi'nde Necip Fazıl gibi yeni yeteneklere Yahya Kemal şiir eğitimi vermekteydi. Celile hanım, Nazım'ın yeteneğini fark edince Yahya Kemal'e mektup yazmış ve Nazım'a özel eğitim için ricada bulunmuştu. Hafta sonları Nazım'a özel ders verdikten sonra Celile hanım'la edebiyat ve sanat konuşmaları yapmaya başladı , Yahya Kemal. Bu konuşmalar bir yakınlaşma yarattığında Celile hanım boşandı. Tamamen aşklarının yaşandığı bir döneme gelmişlerdi. Her şey iyiye giderken bütün İstanbul ve Heybeliada hatta Nazım'ın bahriyesine kadar ulaşmıştı aşk söylentileri. Yahya Kemal bir süre derslere gelmedi. Geldiği zaman ise Necip Fazıl, ona: "Hocam, kibrik suyu içerek intihara kalkıştığınızı duyduk. Sınıfın bu durumdan dolayı duyduğu derin üzüntüyü size iletmek isterim." demişti alaycı ve ironik bir biçimde. Daha sonra ise Necip Fazıl cezalandırılmış ve kodese ( tahta dolap) atılmıştı. Nazım Hikmet ise kendi evinde dersten sonra olayın gerçek olduğu kanaatine varmış ve Yahya Kemal'in cebine bir not bırakır: " Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz." Bu not  üzerine Yahya Kemal tedirgin oldu. Uzun süre Celile Hanım'ın evine gelmedi. Oysa Celile hanım bu aşk için evlilik ve itibarından olmuştu. Büyük bir ihtiras ve kıskançlık ile sürüp gelen aşk ne yazıkki bir limandan kalkıp gitmekle yetinmiştir ... Gel gelelim şiirin, şarkının o muhteşem sözlerinin yazıldığı zamana.. Celile hanım'ı uğurlarken ada'dan yazmıştır, şair.  

    SESSİZ GEMİ 

     

    Artık demir alma günü gelmişse zamandan,
    Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan. 

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, 

    Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

    Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;
    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. 

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

                                     Yahya Kemal BEYATLI


    Eee ... Daha sonra ne oldu, bu aşk devam etmedi mi , bu bir veda mı? diyeceksiniz. Haklısınız. Ama ayrılırlar daha ne olsun " dönen yok seferinden." ... Zaman geçmiş, yaşlanmışlar . Beyatlı'nın aşkı, Nazım'ın sürgünleri yıpratmış Celile hanım'ı, yıllar güzelliğine toz kondurup, eskitmiş. Yetmezmiş gibi gözleri görmemeye başlamış. Yahya Kemal ise kendi yalnızlığında yaşamayı öğrenmiş, Atatürk ile tanışmış, Milletvekili olmuştu. Celile hanım, gururunu hiçe sayıp oğlu için rica mektubu yazmış Yahya Kemal'e lakin cevapsız kalmıştır. Çareyi Galata Köprüsü'nde açlık grevi yapmakta bulmuştur, yaşlı ve kör oluşuna bakmadan. Yahya Kemal de tesadüf eseri Galata'dan geçmektedir. Sessiz gemi'sinin önünden hiç görmemiş gibi geçip gider.  Ömür boyunca limandan yola çıkamayan adam , Yahya Kemal.


    Ölünce evraklarının arasında bulunan bir zarfın içinden iki kurutulmuş yaprak çıktı. Üzerinde şöyle yazıyordu:"Bu zarfın içindeki hatıra, 19 ağustos 1930'da Sirkeci garında gece saat 10'da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir... Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim" İşte Sessiz Gemi şiirinin hikayesi de böyledir.
    Ahh Yahya Kemal Ahh!

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap