Murathan Mungan Kimdir? Murathan Mungan'ın Hayatı ve Eserleri
Kimdir

Murathan Mungan Kimdir? Murathan Mungan'ın Hayatı ve Eserleri

08 Şubat 2021 13:48
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Murathan Mungan, son dönem Türk Edebiyatı'nın önde gelen yazarlarından biridir. Türk Edebiyatı'na katkısı olan yazarların önde gelenlerindendir. Edebi alanda birçok türde eser vermiştir. Peki Murathan Mungan Kimdir? Murathan Mungan'ın Hayatı, Murathan Mungan'ın Eserleri, Murathan Mungan'ın Şiirleri, Murathan Mungan'ın Edebi Kişiliği ve Murathan Mungan Kitapları sizler için hazırladığımız bu yazımızda yer vereceğimiz başlıklar.

    Murathan Mungan Kimdir? Murathan Mungan'ın Hayat Hikayesi

    Murathan Mungan, 21 Nisan 1955’te İstanbul’da doğmuştur. Babası tanınmış bir avukat olan İsmail Mungan, annesi ise Muazzez Hanım’dır. Murathan Mungan’ın doğumunun ardından babası onu Mardin’e getirmiş ve burada üvey annesi Habibe Hanım tarafından büyütülmüştür. İlk gençlik yıllarına kadar hayatının büyük bir kısmı Mardin’de geçmiştir. Babasının işleri nedeniyle zaman zaman Urfa, Ankara ve Kızıltepe’ye de gitme fırsatı bulmuştur. Bununla birlikte üvey annesi Habibe Hanım’ın memleketi Tokat Reşadiye’de de bir süre bulunmuştur. Mardin’in tarihten gelen havasının onun kişiliğinin ve zihin dünyasının oluşmasındaki yeri yadsınamaz. Paranın Cinleri adlı kitabında Mardin’e dair şu satırları ifade etmektedir: "Mardin, Türkiye’nin güneydoğusunda ülkenin en eski kentlerinden biri. Gökyüzüne komşu bir kalenin eteklerine kurulmuş bir taşkent. Ben orada doğdum. Orada büyüdüm. Orada öldüm. Ondan sonrası bütünüyle kendi içimde çıktığım uzun bir yolculuktur. Bazı şairler, bazı yazarlar ‘memleketlerini’ düşündürürler. Çocukluğun altın çağı ile yazarlığın altın çağı arasında hep bir ilişki kurmuşumdur. İnsan ömrünü tamamlanmış bir bütün olarak görüp, yalnızca çocuklukla açıklamıyorum elbet, ama gene de kundağın, beşiğin sallandığı yeri önemsiyorum. Önemini sonradan anladığım, okunmuş kitaplar, edinilmiş bilgilerden sonra dönüp de anlamlandırdığım bir yer değil Mardin. Bir nostalji sevgisi hiç değil. Başından beri nasıl bir yerde olduğumu, nasıl bir yerde yaşadığımı biliyordum. Mardin, benim için sızılı çağrışım. Hem derin bir yurtsama: Çocukluğum, ilkgençliğim, ilk aşkım; yeniyetmeliğin, dünyayla yüzleşmenin ilk sarsıntıları; ıskalanmış zaman parçaları, teğet geçmiş olanaklar, toyluğun sarsak adımları. Öte yandan o gün bugün, hep onu yazdığım halde, bir türlü yazamadığım bir ‘şey’: Mardin. Bir ‘yazı’ nesnesi"

    Tek çocuk olması onun rahat ve özenli bir çocukluk geçirmesini sağlamıştır. Babasının işi gereği de bilinen bir çevrede yaşamasını sağlamış, ailedeki maddi tutarsızlıklar ve on yedi yaşında gerçek annesinin kimliğini öğrenmesi onun sarsılmasına yol açmıştır. Yaşadığı tüm bu olayların eserlerine yansımalarını görmek mümkündür.

    Mardin Lisesi’nde ortaöğrenimini tamamladı. Sonrasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirerek aynı bölümden yüksek lisans derecesi almıştır. Ankara’da Devlet Tiyatroları’nda ve İstanbul’da Şehir Tiyatroları’nda “Dramaturg” olarak çalıştı. 1987’de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde, “Kültür-Sanat Sayfası” editörlüğü yaptı. 1991’de Remzi Kitabevi’ne “Çilek” amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti. 1988’ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve uzun yıllardır İstanbul’da yaşamaktadır.

    Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu. İlk kitabı 1980’de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu: Mahmud ile Yezida. Şehir Tiyatroları’nda çalışırken, “Gençlik Günleri” adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.

    Murathan Mungan’ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli’nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli’dir. İlk kez 1981’de sahnelenen bu oyun, yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993’te kitap olarak basıldı

    Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurt içinde ve yurt dışında birçok topluluk tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993’te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise ilk olarak 1984’te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 1992’de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler’in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994’te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’nde, üç oyun ardı ardına tam “on bir saat süren bir gösteri” olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin’de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan “Theater der Welt”e çağrılmış ve Schaubühne’de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan’da Selanik Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir.

    Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikâyeleri adlı kitabındaki “Kasım ile Nasır” adlı öyküsü, 1994’te İtalya’da “La Mamma Umbria”da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004’te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Yine aynı kitapta yer alan “Şahmeran’ın Bacakları” adlı uzun hikâyesi de çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.

    Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki “Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı” adlı öyküsü, 1987’de, ilk olarak Fransa’da, Lulu Menase yönetiminde Théâter Des Arts de Cergy-Pontoise’da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi’nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika’da Penguen Books’un “Dünya Hikâyeleri Antolojisi”ne seçilmiştir. Bosna-Hersek’te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.

    Yazarın yine Cenk Hikâyeleri kitabında yer alan “Binali ile Temir” adlı bir diğer öyküsü, 1991’de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999’da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.

    2000’de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, “Dumrul ile Azrail”i, İstanbul Festivali’nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus’un yanı sıra Hollanda’nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.

    2003 yılında Kopenhag’daki “Bette Nansen Theater”da, yazarın “Sayfadaki Gibi” adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan “Bin Bir Gece” içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere’de “1001 Nights now” adıyla Nottingham Playhouse’da sahnelenmiştir.

    Murathan Mungan 1989’da, İngiliz yazar Nell Dunn’ın “Steaming” adlı oyununu “Kadınlar Hamamı” adıyla sahneye koymuştur.

    Mungan’ın Ankara İl Radyosu’nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Ölümburnu.

    Mungan bir tanesi filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984’te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak’ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997’de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.

    Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975’de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi 40. yaşı nedeniyle Murathan’95 adlı bir kitapta toplamıştır.

    Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendisinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda’dır. Bunun ardından 13+1’de şiirlerini, 7 mühür’de kimi öykülerini bir araya getirmiş, Türk şiirinde “kült kitap” olarak değerlendirilebilecek olan Yaz Geçer’in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskısı gerçekleştirilmiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005’te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.

    Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olarak 2004’te yayımlanan Beş peşe romanı da bulunmaktadır.

    Murathan Mungan, yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir. İlk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi’ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar, Erkeklerin Hikâyeleri ve Kadınlığın 21 Hikâyesi adlı öykü ve yazı seçkileri bulunmaktadır.

    Malzeme olarak tamamıyla kendi yaşamını kullandığı otobiyografik özellikler taşıyan Paranın Cinleri adlı kitabını 1997’de yayımlamıştır.

    Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise 1998’de yayımlanmıştır.

    Mungan’ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Lı Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996’da yayımlanmıştır.

    Mungan, bugüne değin çoğu “Yeni Türkü” topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri de yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye’nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve “tribute” sayılabilecek Söz Vermiş Şarkılar adlı “cover” albümü 2004’te yayınlanmıştır, 2006’da da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini yine aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.

    Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi, gazete ve antolojilerde yayımlanmıştır.

    Murathan Mungan'ın Sanatı ve Edebi Kişiliği

    Sanatın birçok dalında eserler veren Murathan Mungan, şiirleri, hikâye ve romanları, oyunları, sinema için kaleme aldığı senaryoları, kendisini daha açıklayıcı bir şekilde ifade etme şansı bulduğu deneme kitapları ve yazmış olduğu şarkı sözleriyle farklı türde ve farklı alanlarda kendisini gösteren bir sanatçıdır. Kurmaca metinlerde alışılmışın dışında denediği biçimlerle geleneksel kalıpları yıkarak günümüzde oldukça popüler olan postmodernist edebiyatın içinde kendisine yer bulabilmektedir. Özellikle yazmış olduğu öykü ve romanlarda kullandığı dil klasik anlatım tarzlarının dışındadır ve karakterlerin ruh dünyalarının irdelenmesi yazmış olduğu bu eserlere farklı bir bakış açısı getirilmesini sağlamıştır. Eserlerinde yaptığı ruh tahlilleri, karakterlerin iç dünyalarına dair okuyucunun önüne koyduğu metinler onun sanatının özgünlüğü yakalamasına olanak sağlamıştır. Mungan, eserlerinde doğup büyüdüğü coğrafyanın etkisiyle Doğulu, kullandığı teknikler, anlatım dili, yararlandığı kaynaklar bakımından Batılı olarak değerlendirilebilecek bir sanatçıdır. Onun Doğu-Batı arasındaki ilişkiyi aktarırken yararlandığı kaynaklar ait oldukları kültür itibariyle geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Lorca, Lacan, David Bowie, Truva, Olimpos/Prometheus, Ayzenştayn, Freud, Marx, Nietszche gibi Batı kültürünü yansıtan birçok kişi ya da esere değindiğini ya da onlardan yararlandığını görürken Batılı kimliğini yansıtmakta, Alamut Kalesi, Leyla ve Mecnun, Ferhat, Züleyha, Nuh’un Gemisi gibi doğuya özgü unsurları anlatırken yaşadığı coğrafyanın –Doğu’nun- sanatçısı olduğunu göstermektedir. Onun bu çok yönlü ve entelektüel birikiminin yazmış olduğu her türde kendisini gösterdiğini ve bu zengin birikiminin dönem sanatçıları içinde ona özgün bir kimlik kazandırdığını söyleyebiliriz. Mungan sanatını zenginleştiren unsurlardan biri olarak da postmodern edebiyat anlayışını gösterir ve konuyla ilgili şunları dile getirir: "Beni bir sanatçı ve kültür adamı olarak daha çok, postmodern açılımların, yönelimlerin, yaklaşımların sanat ve kültür alanına getirdiği ataklar, yenilikler, biçim araştırmaları, yapı kurumları vaadinin yedeğinde gelişen özgürleşme olanakları ilgilendiriyor. Postmodernizmi de, yapısalcılık gibi, yapıbozumculuk gibi ve benzerleri gibi anlama, adlandırma, yaratma gibi süreçler için zenginleştirici bir kaynak olarak düşünüyorum. Postmodernizmin diğerlerinden farkı, bunları da içeriyor daha doğrusu kuşatıyor olması hiç kuşkusuz"

    Yazdığı metinlerde masallar, halk hikâyeleri/anlatıları, mitoloji, efsane, yazılı ve sözlü kültür ürünleri gibi farklı malzemeleri hareket noktası olarak kullanan yani gelenekten beslenen Mungan; Azrail ile Deli Dumrul, Uyuyan Güzel, Külkedisi, Pamuk Prenses, Şahmeran, Hamlet, Alice, Süpermen gibi metinlerin ilk formlarından hareketle bu kavramları kendi metinlerinde özgün bir hale getirir. Bununla birlikte beslendiği kaynaklar geleneksel anlatılar, metinler olmakla birlikte bunları kullanırken modernize ederek ortaya koyar. Sanatçı gelenekle kurduğu bağı ve gelenek üzerinde kurduğu tasarrufu şu şekilde ifade eder: "Bir bakıyorsun, bir masalı 1500 sene yaşatan şeyin sırrını çözüyorsun. Ben masallar aracılığıyla, o masalların içerdikleri motiflerin çağımızda nasıl sürdüğü üzerine sorgulayıcı bir dil kurmaya çalışıyorum bu metinlerde."

    Mungan’ın geleneksel motifleri kullanması hemen her türdeki metinlerinde görülebilmekte ve pek çok eserinde bu şekilde halk kültürüyle bağ kurduğu okunabilmektedir. Bu konuda Tamer Temel’in görüşleri de şu şekildedir: "Mungan’ın diğer oyun ve hikâyelerinde olduğu gibi Geyikler ve Lanetler’de de doğup büyüdüğü coğrafyanın folkloru, Türk destanı, masal ve anlatı geleneğine dair zengin birikimi, dilindeki o şiirsel tınısı ve olağanüstü imgelem gücüyle bizleri adeta Kaf dağının ardına götürür"

    Mungan’ın kurmaca metinlerinin dışında bugüne kadar yazmış olduğu 21 şiir kitabında da kendine has bir şiir dili oluşturduğunu görmekteyiz. Onun şiiri klasik şiirden çok farklı olarak hem anlam bakımından hem de yapı itibariyle kendine has bir tarz oluşturmuştur. Şiirine genel olarak bakıldığında konu ne olursa olsun derin bir lirizm okuyucuya nüfuz etmektedir. Geliştirdiği tematik ifade biçimi Mungan’la özdeşleşmiş bir yapı oluşturmuştur. Onun oluşturduğu şiir mısraları okuyucu için birer ayak izleri gibi takip edilebilen ve yazarını ele veren bir biçim oluşturmaktadır. Şiirlerin derin yapısına yerleştirdiği lirizm bilinenin aksine okuyucunun duygu dünyasına sezgisel bir şekilde işleyen, akıldan çok duyguya hitap eden ve popülist olmayan bir lirizmdir. Gelenekle modernizmi birleştiren yapıda şiirler yazdığını söylemek yanlış olmayacaktır. Şiirinin bir diğer önemli özelliği metinler arası ilişkinin çok güçlü olmasıdır. Bu yolla Mungan geçmişi bugüne taşıyan yeni metinler oluşturmak istemektedir. Onun için hafıza önemlidir. Bu sebeple şiirlerinde kendisinden önce yazılan metinlere açık atıflar, çeşitli alıntılar ya da daha önce yazılan metinleri hatırlatacak şekilde oluşturulmuş mısralar mevcuttur. Bu durum Mungan’ın şiirini hem anlam bakımından hem de kültürel bakımdan oldukça genişletmiş ve zenginleştirmiştir.

    Mungan’ın edebi kişiliğinin oluşmasında doğup büyüdüğü şehir olan Mardin’i anmak gerekir. Hem şiirlerinde hem de diğer metin türlerinde Mardin imgesiyle sık sık karşılaşmaktayız. Bireyin içinde yaşadığı çevre onu şekillendirirken farkında olmadan yazarın gelecekteki kendisi için hazırlamaktadır. Mardin’e bu anlayışla bakıldığında bir medeniyetler şehri olması ve çeşitli kültürlerin günümüzde hala izlerini taşıyor olması Murathan Mungan’daki çeşitliliği ve şiirsel zenginliğini ortaya koyması bakımından açıklayıcı olacaktır.

    Kuşkusuz tüm yazarlar için yaşadıkları şehirler sanat anlayışlarını oluşturmaları bakımından son derece etkili olmuştur. Yahya Kemal’in Üsküp ve İstanbul’u, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yine İstanbul’u, Kafka’nın Prag’ı, Yakup Kadri’nin Ankara’sı gibi sayısı artırılabilecek nice örnekte görülüyor ki içinde yaşanılan kentler kendi adlarıyla özdeşleşecek olan yazarları da oluşturmaktadır. Mungan’da Mardin’in tarihi dokusu ve çok sesli yapısı şairin duygu dünyasında kendisini göstermektedir. Mungan da Mardin’in kendisi üzerindeki etkisini şu şekilde ifade etmiştir: "Değişik kültürleri barındıran, değişik dillerin konuşulduğu, değişik inançların bir arada yaşadığı o şehir, bana dünyanın çeşitliliğini, farklılığın önemini öğretti  Bana, farklı zenginliklerden, birikimlerden ve emeklerden zevk almayı, yararlanmayı oradaki mozaik dokusunun sağladığını düşünüyorum"

    Mungan yazmaya başladığı 80’li yılların başında Marksist çizgide sayılabilecek metinler kaleme almıştır. Onun içinde yaşadığı toplumun sorunlarından bağımsız, bireysel bir yazar olduğunu söylemek mümkün değildir. Özellikle şiir anlayışında yoğun bir şekilde bireysel temalar ön planda olsa da yazdığı metinlerin satır aralarında toplumsal eleştirinin, başkaldırının, isyan boyutundaki söylemlerin izlerini görmek mümkündür. Uzun bir sanat yaşamı olan Mungan’ın hem kişisel hayatı hem de ülkedeki sosyal ve siyasi durumlar onun sanatsal çalışmalarını çeşitli dönemlere ayırmıştır denebilir. Her ne kadar kendisi bu şekilde bir dönemlendirme yapmasa da eserlerindeki söylem ve anlayış bu konuda yol gösterici olmaktadır.

    İçinde yaşanılan çağın eleştirisini sık sık yazdığı metinlerde dile getirmektedir. Sanatı da bu eleştirinin dile gelmesi için bir özne olarak kullanmaktadır. Öyle ki ona göre sanat din gibi kutsal bir ifade biçimidir. Bu sebeple özellikle şiirlerinde, yaşanılan çağdaki endüstriyel gelişmelerin bireyin hayatını farklı şekillerde olumsuz etkilediği ve bu etkilenmenin toplumu dönüştürdüğü düşüncesi sezilebilmektedir. Nitekim kendisinin seçtiği çeşitli şiirlerden oluşturarak okuyucuya sunduğu Doğduğum Yüzyıla Veda isimli kitabın ön sözünde “amacım bir vedayı yenilemekti ve bir başlangıcı haber vermek” ifadeleriyle geride bırakılan yüzyılla içinde bulunulan çağ arasındaki değişime ve dönüşüme de vurgu yapmaktadır. Yukarıda dile getirdiğimiz gibi Doğu ve Batı kültürlerinin kaynaklarını kullanarak sanatını oluşturan şair için Abdülbasit Sezer şu ifadeleri kullanmıştır: "Yapıtlarında postmodern edebiyatın kurallarını uygulayan yazarın edebiyatımızdaki en önemli özelliği ele aldığı konular ve kullandığı dil ile ilgilidir. Eserlerinde Doğu’ya ve Batı’ya ait efsane, masal ve arketipleri yeni bakış açılarıyla analiz eder. Bunu yaparken okurun bu arketiplerle yeniden tanışmasını ve yüzleşmesini amaçlar. Dumrul, Külkedisi, Uyuyan Güzel gibi arketipler, Mungan’ın eserlerinde yepyeni bir kimlikle okura sunulur."

    Mungan’ın kendi varlığının ve aslında sanatının temel problemlerinden biri de varoluş sorunudur. Yazdığı her türlü metinde ve çeşitli söyleşilerde yazmanın bu varoluş problemini aşmak için bir kaçış yolu olduğunu ortaya koymaktadır. Yazmak onun için hem bir kaçış hem de var olmayı sağlayan bir etkinliktir. Bu sayede yaşadığı içsel sorgulamaları aşmak için bir yol bulmuş gibidir. Bunun yanında edebiyatın ana malzemesinin dil olduğunu düşünen Mungan, hiçbir eserinde kolaycılığa kaçmamış ve eserlerini oluştururken anlam derinliği olan ve çok katmanlı bir yapı meydana getirmiştir. Bu konuda kendisi de şunları ifade etmektedir: "konuda kendisi de şunları ifade etmektedir: Yazı yazmak ilkin bir dil mücadelesidir. Bunu söylerken verilen mücadelenin yalnızca “dil aracılığıyla” olan yanını değil, aynı zamanda “dile karşı” olan yanını da imlemek istiyorum. İkili bir boğuşmadır bu. Mücadele aracınız kılmak istediğiniz dilin, ilkin kendisiyle mücadele edersiniz."

    Mungan’ın hayat hikâyesi onun eserlerini ve edebi kişiliğini anlamlandırmak adına önemlidir. Babasının birden fazla evlilik yapması, çeşitli şehirlerde bulunması, öz annesini yıllar sonra görmesi ve tüm bunların yanında kendi cinsel kimliğinin, içinde yaşadığı toplum tarafından ötekileştirilmesi gibi sebepler yazarın eserlerine yansımış ve sanatının oluşması için zemin oluşturmuştur. Bu bağlamda Mungan’ın eserlerindeki yabancılaşma, yalnızlık, geçmiş, hüzün gibi temalar onun hayat hikâyesindeki çeşitli olaylarla paralellik göstermekte ve temaların oluşmasında bir işlev üstlendiği düşünülebilir.

    Mungan’ın yazdığı 60’a yakın eseri göz önüne aldığımızda üretken bir yazarlık serüveni olduğunu söyleyebiliriz. Farklı türlerde ve oldukça hacimli eserler ortaya koyan yazar yazmanın kendisi için önemini çeşitli eserlerinde dile getirirken aslında ortaya koyduğu ayrı bir “ben” vardır. Sıradan bir insan olarak var olan “Murathan” ile yazım sürecinde kendisini yazıyla yeniden konumlandıran bir “Murathan” vardır. Her yaratım sürecinde olduğu gibi sanatçı ve eser arasında kurulan öznel ilişki Mungan’ın eserlerinde de kendisini göstermektedir. Gelenekle modernin birbiriyle kaynaştırılması, dilin sıradan olmaktan çıkarılıp yaratım sürecine farklı çağrışımlarla hizmet etmesi, seçtiği temaları klasik olarak ele almak yerine çeşitli metinlerle ilişkilendirerek katmanlar halinde anlam zenginliği ortaya koyması, hayatının tüm aşamalarında yaşadıklarının ve en önemlisi “lirizm”in kendisini dolaylı ya da doğrudan göstermesi onun sanatının ilk bakışta öne çıkan özellikleridir.

    Düzyazıyı kendisine rehber edinen yazar, tüm yaratım süreçlerinde ağırlıklı olarak onu kullanmıştır. Şiirlerinde de görüldüğü gibi mısralarla oynamış, onları bazen bir düzyazı metni yazar gibi ortaya koymuş, yapısını değiştirmiş ve anlama en çok hizmet edecek şekilde eserlerini kaleme almıştır. Mungan’ın ruhundaki derinliğin ve zenginliğin yansıması olarak hem konuların hem de anlatımın çoğulluk içermesi, katmanlar oluşturması onun sanatsal yanının postmodernist bir çizgide ifadesinin yansımasıdır diyebiliriz.

    Murathan Mungan'ın Eserleri

    Mungan’ın şiir, deneme, roman, hikâye, tiyatro oyunu, biyografi, senaryo gibi farklı türde 60’a yakın eseri bulunmaktadır. Biz şiir kitaplarını ele alacağız.

    Murathan Mungan'ın Şiir Kitapları

    1. Osmanlıya Dair Hikâyat

    İlk şiir kitabı olan bu eser 1981 yılında yayımlanmıştır. Osmanlı Devleti’yle ilgili kahramanlar, olaylar herhangi bir zamansal sıra kullanılmadan Mungan’ın sanat anlayışı çerçevesinde yazdığı şiirlerden oluşmaktadır. Kıssa adı verilen toplam otuz şiirden meydana gelmiştir. Şairin resmî tarih anlayışının dışına çıkarak oluşturduğu eserde bilinen tarihin yanında bilinmeyen ve önemsenmeyen çeşitli ayrıntıları da dile getirmiştir.

    2. Kum Saati

    Şairin ikinci şiir kitabı olan Kum Saati içerisinde on iki tane şiir yer alır. Mungan’ın önemli şiirlerinden Şafak ile Şahmeran, Punk Lady ile Ümmisübyan, Abdal ile Feodal burada burada bulunur. Daha çok tarihi ögelerin yer aldığı eserde aşk ve ona bağlı olarak cinsellik, yalnızlık gibi temalar ele alınmaktadır. Bu eserde geleneksel söylem ağır basmaktadır.

    3. Sahtiyan

    1985 yılında, iki bölüm halinde yayımlanmıştır. Mungan birinci bölüme “muammanın peşrevinde muallaktayız” ismini, ikinci bölüme ise “TENİMİZİN TAŞBASKISI” ismini vermiştir. Birinci bölüm on altı şiirden oluşurken ikinci bölüm yirmi iki şiirden oluşmaktadır. Birinci bölümde kitaba ismini de veren Sahtiyan’la birlikte Ahmet ile Murathan, Diyalektik Mutsuzluklar, Gizli Kapital gibi şairin önemli ve genel olarak hacimli şiirleri bulunurken ikinci bölümde daha kısa şiirler yer almaktadır. Bu kitabında da tarih ön planda olmakla birlikte yalnızlık, eş cinsellik, aşk gibi konular ön planda yer almaktadır.

    4. Yaz Sinemaları

    Mungan’ın 1989 yılında yayımlanan ve Kısa Metraj Bir Yaz İçin Film Metinleri ile Yaz Sinemaları adlı iki bölümden oluşan kitabıdır. Birinci bölümde şairin genellikle ilk gençlik yıllarında izlediği sinema filmleri hakkındaki düşünceleri yer alırken ikinci bölüm onun kendisine dair fikirlerinin oluşumunu görmekteyiz. Bir eleştirmen gibi filmlere dair yorumlamalarıyla birlikte yabancılaşma ve yalnızlık kitaptaki en belirgin temaları oluşturmaktadır.

    5. Eski 45'likler

    1989 yılında yayımlanan kitap üç bölümden oluşmaktadır. Liste Parçaları adlı birinci bölümde yirmi beş, Listelere Girmeyen Parçalar adlı ikinci bölümde beş, Yabancı Listelerden adlı üçüncü bölümde yedi olmak üzere toplamda otuz yedi şiir bulunmaktadır. Şairin sevdiği, hayatında izler ve çeşitli anlamlar bırakmış yerli ve yabancı birçok şarkı, şarkıcı ya da gruba dair söylemler bulunmaktadır.

    6. Mırıldandıklarım

    İlk kez 1990 yılında yayımlanan kitapta toplam on altı şiir bulunmaktadır. Genellikle hacimli şiirlerin yer aldığı kitapta modern dünyanın eleştiri, yabancılaşma, bireyin yalnızlığı gibi konular ön plana çıkmaktadır. Şairin önemli şiirleri arasında yer alan Imagine ve Öteki Mithosu gibi şiirleri bu kitapta yer almaktadır.

    7. Yaz Geçer 

    Mungan’ın en bilinen ve popüler olan şiir kitaplarının başında gelmektedir. 1992 yılında ilk kez yayımlanan kitap üç bölümden oluşmaktadır. Toplamda on şiirin yer aldığı kitapta şairin Yalnız Bir Opera gibi ön plana çıkan ve oldukça uzun şiirleri yer almaktadır. Aşk, ayrılık, yalnızlık gibi temaların ağırlıklı olarak işlendiği kitap yazarın kişiliğinin ve sanatının anlaşılması açısından önemli görülmektedir.

    8. Oda, Poster ve Şeylerin Kederi

    İlk kez Mayıs 1993’te yayımlanan eser üç bölümden oluşmaktadır. Şeylerin Kederi isimli birinci bölümde dokuz, Poster isimli ikinci bölümde on yedi, Oda isimli son bölümde ise on bir olmak üzere toplam otuz yedi şiir bulunmaktadır. Mungan bu kitapta somut varlıkları ele almıştır.

    9. Omayra

    Ekim 1993’te yayımlanan eser 7663, 11261, 13234, 11116, 7231 başlıklı beş bölümden oluşmaktadır. Toplam kırk dokuz şiirin yer aldığı kitapta esere de adını veren Omayra gibi öne çıkan şiirler yer almaktadır. Eserde derin bir lirizm görülmekle birlikte ana temalar aşk, yalnızlık, bireyin yabancılaşması ve varoluşsal problemlerdir.

    10. Metal

    1994’te yayımlanan eserde toplam altmış bir şiir yer almaktadır. İçinde bulunulan çağda insanın ruhsal çalkantılarının yansımalarını gördüğümüz bu kitap Türkiye’de şiir alanında postmodernist edebiyatın da en güçlü örneklerinden biridir. Şairin müzik merakının ve bu merak üzerinden bireyin isteklerinin dile getirildiği, Metal, Ametist, Manşet gibi önemli şiirlerinin bulunduğu güçlü bir eserdir.

    11. Oyunlar İntiharlar Şarkılar

    İlk kez 1997’de yayımlanan eser üç bölümden ve toplam on altı şiirden oluşmaktadır. Mungan’ın etkilendiği isimlerden bahsettiği şiirlerle birlikte IMAGINE, PAVESE’nin GÜNLÜKLERİ gibi önemli şiirler bu eserde yer almaktadır.

    12. Mürekkep Balığı

    1997’de yayımlanan eser Cam Yaz ve Anahtar Külü, Skor ve Şebeke, Peynir Tenekesi ve Devrimin Başharfi, Kapanış Suları adlı dört bölümden oluşmaktadır. Her bölümde farklı sayıda şiirin yer aldığı kitapta toplamda altmış bir şiir bulunmaktadır. Özellikle çocukluğa ve toplumun geçirdiği dönüşüme dair konuların ele alındığı eseridir.

    13. Başkalarının Gecesi

    1997’de yayımlanan eserde toplam elli bir şiir bulunmaktadır. Yalnızlık temasının ağır bastığı eserde derin bir hüzün dikkati çekmektedir.

    14. Erkekler İçin Divan

    2001 yılında yayımlanan eserde eş cinselliğin ön planda olduğunu ve cinsiyetçiliğe, karşı duruş sergilediğini görmekteyiz. Kitabın en başında bulunan pâzubent şiirinden başlayarak eser boyunca bu karşı çıkışı görmek mümkündür. Toplam yetmiş şiirin yer aldığı eserde cinselliğin yanı sıra yalnızlık teması da ağır basan bir diğer konudur.

    15. Timsah Sokak Şiirleri

    2003 yılında yayımlanan eserde toplam otuz dört şiir bulunmaktadır. Gerçekte var olan bir sokağın adını almış olan eserde aşk ve yalnızlık gibi temalar ağır basmaktadır.

    16. Eteğimdeki Taşlar

    2004 yılında yayımlanan eser Mungan’ın hacim bakımından en geniş olan şiir kitaplarından biridir. Kitapta “Eski Zaman Aktarları, Boğazlı Kazak, Soğuk Deniz, Kömür, Köşedeki Kahve, Ot, Yedi Askı, Kehribar, Bilet, Son Durak” isimli toplam on bölüm ve yüz elli dokuz şiir bulunmaktadır. Her bölüme başlarken bir epigraf verilir. Ayrıca kitabın kapağında bulunan Mungan’ın ortadan ikiye bölünmüş ve farklı dönemlerine ait fotoğrafları tasarım açısından farklılık oluşturmuştur. Kitabın hacim bakımından geniş olması çok farklı temalarda şiirlerin yer almasını da sağlamıştır.

    17. Dağ

    2007 yılında yayımlanan eserde toplam yetmiş iki şiir bulunmaktadır. Mungan’ın metinlerarasılığı en yoğun biçimde kullandığı şiir kitaplarının başında gelmektedir. Her şiir bir epigrafla ilişkilendirilerek sunulmaktadır.

    18. Bazı Yazlar Uzaktan Geçer

    2009 yılında yayımlanan eser iki bölümden ve toplam elli iki şiirden oluşmaktadır. Aşk, yalnızlık, ayrılık ve varoluş gibi temaların ağırlıklı olarak yer aldığı eser Mungan’ın öne çıkan şiir kitaplarından biridir.

    19. İkinci Hayvan

    2010 yılında yayımlanan eserde toplam altmış sekiz şiir bulunmaktadır. Yaşanılan dönemde insanın içine düştüğü varoluşsal problemleri ele alması ve teknolojinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerine dayanması bakımından önemlidir.

    20. Gelecek

    2010 yılında yayımlanan kitap altı bölüm ve yetmiş iki şiirden oluşmaktadır. Bölüm başlıkları sırasıyla Geçit Veren Şiirler, İçimin Atları, De Ki Üçüncü Eşik, Kumdan Düğümler, Söz Kayıpları, Kendindeki Kitap isimlerinden oluşmaktadır.

    21. Solak Defterler

    2016 yılında yayımlanan kitap; Unvan Sayfası, Pikabın Kolu, Kayıp Künyeler, Vaatler ve Vadeler, Aşk İkilemeleri, Uyku Otları, Dişbudaklar, Yakındivan, Divan-ı Harp Şiirleri, Azap Kâğıdı adlı on bölümden oluşmaktadır. Mungan hacim bakımından geniş olan bu eserinde kısa olmakla birlikte yüz doksan dokuz şiir bulunmaktadır. Farklı birçok temanın ele alındığı eser Eteğimdeki Taşlar kitabında olduğu gibi farklı bir tasarımla okuyucuya sunulmuş. Her bölümün katmanlı bir şekilde birbirine bağlandığı ve yelpaze gibi açılan bir tasarım gerçekleştirilerek okuyucunun ilgisi çekilmek istenmiştir

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap