KOAH Hastalığı Nedir? KOAH Hastalığının Tedavisi
Sağlık

KOAH Hastalığı Nedir? KOAH Hastalığının Tedavisi

16 Şubat 2021 08:21
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), zararlı partikül ve gazlar sebebiyle gelişen inflamatuar yanıtla ilgili, tamamen geriye dönüşü olmayan, ilerleyici hava akımı kısıtlığıyla sonlanan, sistemik etkiler oluşturan ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tanımda geçen “tedavi edilebilir” ifadesine, KOAH ile mücadele eden araştırmacıları klinisyenleri ve hastaları cesaretlendirmek, onların bu mücadelede umutsuzluğa kapılmalarının önüne geçmek hedeflendiği için yer verilmiştir.

    KOAH’da küçük hava yollarında yapısal değişikliklere neden olan kronik inflamasyon mevcuttur. Bu kronik inflamasyon, parankimal yıkım ve alveoler hasara yol açarak akciğerin elastik geri çekilme gücünde azalmaya neden olur. Bu değişiklikler, hava yollarının ekspirasyon sırasında açık kalmasını önler. Hava akımı kısıtlanması; ucuz, basit, tekrarlanabilir ve uygulanması kolay bir test olan spirometri ile tespit edilmektedir.

    KOAH Hastalığının Dünyadaki ve Türkiye'deki Dağılım Oranı

    GOLD tarafından 2001 yılında pratik olması nedeniyle önerilen ve sonrasında hem Amerikan Toraks Derneği (ATS) hem de Avrupa Solunum Derneği (ERS) tarafından da kabul edilen sabit bir ölçüt olan birinci saniyedeki zorlu vital kapasite (FEV1)/zorlu vital kapasite (FVC) tercih edilmiştir. Fakat bu ölçütün daha sonrasında yaşlı nüfus için yanlış pozitiflik, genç nüfus için ise yanlış negatiflik oranının yüksek olduğu görülmüş ve literatürde bildirilmiştir. Son yıllarda bu konuda yapılan iki uluslararası çalışma mevcuttur. Bunlardan biri Güney Amerika’nın 5 şehrinde yapılan PLATINO çalışması; diğeri ise, BOLD tarafından şimdiye kadar 15 ülkede yapılan çalışmadır. KOAH prevalansını ve hastalığın sosyoekonomik yükünü ölçmek amacıyla yapılan bu çalışmalarda; sabit oran ölçütü (FEV1/FVC<%70) kullanıldığında KOAH prevalansının %20 civarında olduğu, hastalığın yaş ve sigara içme miktarı ile ilişkili olarak arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca gelişmiş ülkelerde sigara içme yaygınlığı ile ilişkili olarak erkek ve kadınlarda benzer prevalans değerlerinin elde edildiği, gelişmekte olan ülkelerde ise hastalığın erkeklerde daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

    KOAH Hastalığında Beslenme Faktörünün Önemi

    Beslenme durumunun saptanmasında farklı metotlar kullanılabilmektedir. Bu yöntemlerden bazıları aşağıda belirtilmiştir.

    1. Besin tüketiminin saptanması
    2. Antropometrik yöntemler

    Beslenme durumu bu yöntemlerden biri, birkaçının kombine kullanılması ya da hepsinin birlikte kullanılmasıyla saptanabilmektedir. Hangi yöntemin kullanılacağı ise ayrılacak zaman, bütçe ve kişi sayısına göre değişmektedir. Bundan dolayı beslenme durumunun saptanması için en az birkaç antropometrik ölçüme bakılmalıdır. Bunların başında boy uzunluğu, vucut ağırlığı ve BKİ gelir. Bu ölçümlerin yanı sıra besin alımının saptanması da beslenme durumunun belirlenmesinde fayda sağlamaktadır.

    Vücut ağırlığı ve solunum kas kitlesi arasında güçlü bir bağlantı olduğunu ve hastada malnutrisyonun gelişmesi ile ilerleyici solunum bozukluklarının geliştiği bir çok çalışmada gösterilmiştir. KOAH hastalarının önemli bir kısmında malnutrisyon mevcuttur. Ayaktan izlenen KOAH hastalarının %25’inde, yatarak tedavi edilen KOAH hastalarının ise %50’sinde malnutrisyona rastlanmıştır. Yetersiz beslenme yanında vücutta enerji tüketiminin de yükselmesi, malnutrisyonu oluşturan önemli etkenlerdendir. KOAH’lılarda solunum işi ve bu fonksiyon için harcanan enerji miktarı da artmıştır, normal kişilerde solunum fonksiyonu için 36-76 kcal/gün harcanırken, KOAH’lı hastalarda enerji harcamasının on kat arttığı (430-720 kcal/gün) bildirmiştir. Artan solunum kası enerji tüketimi hastaların hipermetabolik durumda bulunmalarına katkı sağlamaktadır.

    İleri evre KOAH hastalarında sıklıkla azalmış vücut ağırlığı görülür. Tüm KOAH hastalarının %25-40 ında kilo kaybı, orta düzeydeki hastaların %25’inde, ağır düzeydeki hastaların %35 inde azalmış yağsız vücut kitlesi görülür.

    Bazı araştırmacılar kilo kaybı ve BKİ’nde düşme ile akciğer fonksiyonları arasındaki azalmanın ilişkili olduğunu belirlemişlerdir. Düşük BKİ’ne sahip erkeklerin KOAH için riskli oldukları bildirilmiştir. VKİ<20 kg/m2 olan KOAH hastalarının VKİ>20 kg/m2 olan hastalara göre daha yüksek akut alevlenme riskine sahip olduğu ve 1 yıllık gözlem süresi boyunca meydana gelen kilo kaybının, akut alevlenme ve mortalite ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

    KOAH’lı hastalarda günlük kalori ihtiyacı kadın hastalar için 20-25 kcal/gün erkek hastalar için 25-30 kcal/gün olarak hesaplanır. Beslenme bileşenlerinin nasıl dengeleneceği konusunda net bir karar olmasa da proteinden zengin diyetin solunum fonksiyonlarına pozitif katkısı olmadığı kanıtlanmıştır. Bu durum göz önüne alınarak günlük enerjinin %30-40 karbonhidratlardan ve %55-60 yağlardan gelmesi önerilir. Yağ kaynağı olarak zeytinyağı ve bitkisel sıvı yağların kullanılması içerdikleri yağ asitleri bakımından mühimdir. İhtiyaç olunan doymuş yağ asitleri besinler ile alınmaktadır. Omega 3’ün ve antioksidandan zengin besinlerin KOAH ve astım hastalarında semptomları iyileştirdiği bazı çalışmalarda belirtilmiştir. Omega 3’ün özellikle hipersensitiviteye karşı koruyucu olduğu ve KOAH’lı hastalarda akciğer fonksiyonlarını olumlu yönde iyileştirdiği konusuna vurgu yapılmıştır.

    KOAH hastalarında, vitamin ve mineral gereksinimi önemli ihtiyaçlardan biridir. Bu durum, hastalığın şiddeti, verilen tedavi, komorbid hastalık durumu, vücut ağırlığı ve kemik mineral yoğunluğuna göre değişiklik göstermektedir. Alınacak vitamin ve mineral miktarı rehberlere göre yapılmalıdır. Düşük kemik mineral yoğunluğu ve yağsız vücut kitlesi arasında ilişki bildirilmiştir. Bu hastalarda kemik mineral yoğunluğu azalma eğiliminde olduğu için D ve K vitaminleri gerektiğinde ek olarak verilebilir. Bunun yanında antioksidan ektiye sahip olan Vit A, C ve E’nin beslenme ile alınmasının inflamasyonu azalttığı göz önünde bulundurulduğunda diyete eklenmesi faydalı olacaktır.

    Yapılan bir çalışmada fosforun (P) KOAH hastalarında gerekli bir mineral olduğu belirtilmiştir. Fosfor, farklı fizyolojik süreçlerde, özellikle kas kasılması ve adenozintrifosfat (ATP) yüksek enerjili bağlarda rol oynayan önemli bir elektrolittir . Kandaki düşük fosfor seviyesi, KOAH alevlenmelerini ve mekanik ventilasyonun (MV) süresini arttırabilir. Yine başka bir çalışmada hiperfosfateminin kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda mortalite nedeni olduğu; KOAH hastalarında ise sadece erkeklerde mortaliteyi artırdığı, KOAH hastalığına sahip kadınlarda ise herhangi bir etkisinin olmadığı belirtilmiştir.

    D vitamini ve KOAH: D vitamini iskelet sağlığını korumak için gereklidir ve düşük D vitamini serum seviyeleri (25-OHD) düşük iskelet kası kuvveti ve artmış düşme riski ile ilişkilendirilmiştir. Yaşlı bireylerde, D vitamini uzun süreli takipte fiziksel performans ve fonksiyonel kapasite ile ilişkilidir. Yaşlılarda yapılan randomize çalışmalar ve metaanalizler sistematik olarak D vitamini desteğinin dengeyi iyileştirdiğini ve düşmeleri yaklaşık %20 oranında azalttığını göstermektedir. D vitamini eksikliği KOAH'da oldukça yaygındır ve eksiklik saptanan hastalarda hastalık şiddetinin arttığı düşünülmektedir. KOAH'da 25-OHD düzeyleri ile kuadriseps fonksiyonu arasında doğrudan bir ilişki gösterilememesine rağmen, D vitamini reseptöründeki (VDR) genetik polimorfizmler kuadriseps kuvveti ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca D vitamini eksikliğinin egzersiz kapasitesini düşürdüğü, rehabilitasyondan ayrılma riskini arttırdığı ve rehabilitasyonun yararlarını azalttığını gösteren çalışmalar da mevcuttur

    KOAH Hastalığının Tedavisi

    Bronkodilatörler: LAMA tedavisi LABA ya kıyasla hastane yatışı gerektiren alevlenmeleri daha fazla azaltmaktadır. LABA/LAMA kombinasyon tedavisi, monoterapi ye kıyasla FEV1’i daha fazla arttırıp semptomları azaltmaktadır. Tiotropiumun egzersiz performansını iyileştirmede ve pulmoner rehabilitasyon uyumunu arttırmada etkin tedavi olduğu gösterilmiştir Teofilinin stabil KOAH’da bronkodilatör etkisi azdır orta düzeyde semptomatik yarar ile ilişkili bulunmuştur.

    İnhale Kortikosteroidler: LABA/İKS kombinasyonu, orta-ağır KOAH’da sık alevlenmeleri olanlarda akciğer fonksiyonlarını ve sağlık durumunu düzeltmede, alevlenmeleri azaltmada etkili tedavidir. Düzenli İKS tedavisinin özellikle ağır hastalığı olanlarda pnömoni riskini arttırdığı Kanıt A düzeyinde gösterilmiştir. LAMA/LABA/İKS üçlü tedavisi LABA/İKS, LABA/LAMA ve LAMA monoterapisi ile karşılaştırıldığında akciğer fonksiyonlarında, semptomlarda iyileşme sağlar ve alevlenmeleri azaltır.

    Oral glukokortikoidler: Uzun süreli kullanımda yararlarının kanıtı yok ve birçok yan etkisi mevcuttur.

    PDE4 inhibitörleri: Kronik bronşit, ağır-çok ağır KOAH ve alevlenme öyküsü olan hastalarda, PDE-4 inhibitörü akciğer fonksiyonlarında düzelme ve orta-ağır alevlenmelerde azalma sağlamaktadır. PDE-4 inhibitörü LABA/İKS fiks doz kombinasyonu kullanan hastalarda akciğer fonksiyonlarını düzeltir ve alevlenmeleri azaltmaktadır.

    Antibiyotikler: Uzun süreli azitromisin ve eritromisin tedavisi bir yıldan daha uzun sürede alevlenmeleri azaltır. Uzun süreli azitromisin tedavisi bakteriyel direnç insidansında artma ve işitme testlerinde bozukluk ile ilişkililendirilmiştir.

    Mukolitikler ve antioksidanlar: Erdostein, karbosistein ve NAC gibi mukolitikler ile düzenli tedavi seçili hastalarda alevlenme riskinde azalma meydana getirmektedir.

    Diğer antiinflamatuvar ajanlar: Statin kullanma endikasyonu olmaksızın alevlenme riski olan KOAH’lı hastalarda simvastatin alevlenmeleri önlememektedir. Ancak gözlemsel çalışmalar, kardiyovasküler ve metabolik endikasyonu bulunan KOAH’lı hastalarda, statinlerin bazı olumlu yararları olduğunu düşündürmektedir.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap