Kızamık Hastalığı Nedir? Kızamık Hastalığının Tedavisi ve Korunma Yolları
Sağlık

Kızamık Hastalığı Nedir? Kızamık Hastalığının Tedavisi ve Korunma Yolları

13 Şubat 2021 10:21
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Kızamık hastalığı dünyada da ülkemizde de şuan bile önemli bir yere sahip bir hastalıktır. Kızamığın görülme yaşı çocuk yaşları olarak bilinse bile kızamık hastalığı ileri yaşlara kadar kaymıştır. Ancak bu hastalık çocuklarda daha çok baş göstermektedir.

    Kızamık Hastalığı Nedir?

    Kızamık, kızamık virüsünün etken olduğu, akut başlangıçlı, yüksek ateş ile seyreden, bulaşıcılığı yüksek, döküntülü bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık, gelişmiş ülkelerde aşılama ile kontrol altına alınmış iken gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sağlık problemi olarak varlığını devam ettirmektedir. Kızamık yüksek morbiditeye sahip olması, doğal enfeksiyonun yalnızca insanlarla sınırlı olması ve günümüzde etkili ve güvenli aşısının olması nedeni ile Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) eradikasyonunu hedeflediği hastalıkların başında yer almaktadır.

    Kızamık virüsü, Paramyxoviridae ailesinin Paramyxovirinae alt ailesinde, Morbillivirus cinsi içerisinde yer alır. Morbillivirus genusunun insanlarda hastalık yapan tek üyesidir. Nöraminidaz içermemesi dışında ailenin diğer üyeleri (kabakulak, parainfluenza gibi) ile benzer özellikler gösterir. Zarflı, yuvarlak ve pleomorfik şekilli, 100-250 nm çapında ve tek sarmallı bir RNA virüsüdür.

    Kızamık Hastalığının Dünyadaki ve Türkiye'deki Dağılımı

    Kızamık insanlarda görülen ve hayvan rezervuarının olmadığı bir hastalıktır. Prevelans ve insidansı ekonomik ve çevresel etkenlere, aşının etkin kullanımına bağlı olarak değişiklik gösterir.

    Kızamık, bulaşıcılığı çok yüksek olan enfeksiyonlardan biridir. Başlıca bulaş solunum yolu ile olur. Bulaşıcılığın en yüksek olduğu zaman, öksürük ve nezlenin en şiddetli olduğu geç prodromal dönemdir. Döküntü başladıktan sonra bulaşıcılık birkaç gün daha devam eder. Temas sonrası ev halkının % 90’ı enfekte olur ve bunların % 90’ında hastalık gelişir.

    Kızamık virüsünün nozokomiyal geçişi iyi tanımlanmış olup verilere göre sağlık personeli, normal popülasyona göre 13 kat daha fazla risk altındadır. ABD’nde görülen enfeksiyonların % 13’ünün sağlık kurumlarında gerçekleştiği bildirilmektedir. Bu nedenle nozokomiyal bulaşın önlenmesi için; ateşli ve döküntülü hastalara erken dönemde tanı konması, sağlık çalışanlarının bağışıklık durumlarının saptanması, şüpheli vakaların varlığında ise havayolu ile bulaş önlemlerinin en kısa zamanda alınması sağlanmalıdır. 1990-1991 yıllarında ABD’de yapılan bir çalışmada, 668 sağlık personelinin kızamık geçirdiği ve bunların 568’inin aşısız olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan 187 (% 28) sağlık personeli kızamık veya kızamık komplikasyonları nedeniyle hastaneye yatırılmış ve üç olgunun ölümle sonlandığı bildirilmiştir. Amsterdam’da 2008 yılında bir hastanenin acil servisinde ateşli bir hastadan 3 sağlık personeline nozokomiyal kızamık bulaşı olduğu saptanmıştır.

    Ülkemizde ise kızamık aşısı 1970 yılında kullanıma başlanmış ancak düzenli aşılamaya 1985 yılında geçilmiştir. Kızamık vakaları, 1985’te düzenli aşılanmaya başlanması ile önemli oranda azalmıştır. Morbidite hızı, 1970’lerin başında yüz binde 100’lerde iken, 1986-1987’de yüz binde 4’e düşmüştür. Ancak daha sonra artış göstererek 1993’te yüz binde 56’ya çıkmıştır. Mortalite hızı ise 1981’den sonra milyonda 10’lardan 0,25’e düşmüştür. Mortalite ve morbidite hızları Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde daha yüksektir. Ancak yapılan literatür taramasında ülkemiz verileri arasında nozokomiyal bulaşı ve buna bağlı gelişen komplikasyonları tanımlayan yeterli bilgi ve çalışma bulunamamıştır.

    Kızamık Hastalığı Tedavisi

    Kızamıkta semptomatik tedavi verilir. Ateş yüksekliği olduğu dönemlerde antipiretikler kullanılabilir. Bakteriyel komplikasyonlar geliştiğinde uygun antibiyoterapi verilmelidir. Malnütrisyonlu çocuklarda iki gün 400000 IU/gün oral A vitamini verilmesi mortaliteyi ve görme kaybı riskini azaltmaktadır.

    Kızamıktan Korunma Yolları

    Immünglobulin verilmesi kızamığı önleyebilir veya hafif geçirilmesini sağlayabilir. Aşılanmamış veya virüs ile karşılaşmamış duyarlı kişilere temastan sonraki 6 gün içinde yapılmalıdır. Ayrıca, bağışıklık yetmezlikli olguların etkenle karşılaşması durumunda, hastalık riskini azaltmak veya hastalığın şiddetini hafifletmek için Immünglobulin yapılması gerekmektedir.

    MMRV enfeksiyonlarının kontrolünde, hem sağlık personelini korumak hem de diğer hastalara bulaşı önlemek için sağlık personelinin bağışıklığını değerlendirmek ve aşılanmasını sağlamak önemli rol oynamaktadır. The Centers for Disease Control and Preventıon (CDC) erişkin yaştaki MMRV enfeksiyonlarının ağır komplikasyonları nedeni ile MMRV enfeksiyonlarına karşı sağlık personelinin aşılanmasını şiddetle önermektedir. Özellikle salgın sırasında duyarlı sağlık personelinin, kızamık hastası ile temas etme ve virüsü yayma riski yüksek olduğundan tüm personelin bağışıklığı kısa sürede sağlanmalıdır.

    Sağlık personelinin bağışıklanmasında üçlü MMR aşısı önerilmektedir. Ancak kişinin bağışıklık durumu biliniyor ise bivalan veya monovalan aşılar kullanılmalıdır.

    Gebe personele ise kızamık aşısı yapılmamalıdır. Monovalan aşı yapılan kadınlar bir ay, trivalan veya kızamıkçık aşısı içerenlerle aşılananlar ise üç ay hamile kalmamalıdır. Bağışıklık yetmezliği olanlara, aktif tüberkülozlulara ve HIV pozitif kişilere de kızamık aşısı yapılmamalıdır.

    Kızamık geçiren personele ise, döküntüden sonra yedi güne kadar rapor verilmesi uygundur.

    Ülkemizde 1980 yılından sonra doğanlardan en az bir ay ara ile 2 doz kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı yaptırdıklarına veya bu hastalıkları geçirdiklerine dair kaydı bulunanlar ile antikor varlığı gösterilen kişiler bağışık kabul edilmektedirler. Bu kişilere aşılama önerilmemektedir. Ancak bunların dışında tüm sağlık çalışanlarına 1 ay ara ile iki doz MMR aşısı önerilmektedir.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap