Kemoterapi Tedavisi Nedir? Kemoterapinin Yan Etkileri Nelerdir?
Sağlık

Kemoterapi Tedavisi Nedir? Kemoterapinin Yan Etkileri Nelerdir?

08 Şubat 2021 12:09
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tanı, değerlendirme ve tedavi olanaklarının gelişmesi sonucu, erken yaşta ölümler azalmış, beklenen yaşam süresi uzamış ve kanser görülme sıklığında da artış görülmüştür. Kanser tedavisinde amaç; hastalığın iyileşmesini sağlamak, işlevsel ve yapısal yetersizlikleri azaltmak ya da yok etmek, yaşam süresini uzatmak, hastalığa bağlı semptomları kontrol altına almak ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Bu amaçlara ulaşmak için kullanılan tedavi yöntemleri; immunoterapi, kök hücre nakli, cerrahi tedavi, hormonoterapi, radyoterapi ve kemoterapi olup, hastanın özelliklerine ve evresine göre bu yöntemler kullanılmaktadır. En sık başvurulan tedavi yöntemlerinden biri olan kemoterapide amaç; kanserli hücrelerin gelişmelerini yavaşlatmak, tümörlü hücrelerin vücuttaki diğer bölgelere metastaz yapmasını engellemek, hastalığın vermiş olduğu olumsuzlukları en aza indirmek ve hastanın yaşam süresini uzatabilmektir. Ancak bu tedavi sırasında bazı istenmeyen sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Bu sorunlar nötropeni, mukozit, saç dökülmesi, yorgunluk, bulantı, kusma, konstipasyon, diyare, ağız yarası olarak sıralanabilir. Bu nedenle kemoterapi tedavisi sırasında hastalarda uyum sağlamada zorluk, geleceği ile ilgili beklentisinin azalması, gelecek kaygısının artması yaşam kalitelerini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle hastaların yaşam kalitesinin ve fonksiyonel durumunun değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Yaşam kalitesi son 10 yılda özellikle spesifik tedavilerin etkilerini değerlendirmek için kullanılan önemli bir ölçüt haline gelmiştir. Çünkü hastalık ve tedavi sürecini olumsuz etkileyebilecek değişkenlerin ve sorunların farkına varılması bunları değiştirebilme ve önleyebilme olanağını da beraberinde getirir. Kemoterapi nedir? Kemoterapi nasıl yapılır? Kemoterapi yan etkileri nelerdir? Kemoterapi çeşitleri nelerdir? Kemoterapi gören hasta ne kadar yaşar? Kemoterapi tedavisi ne kadar sürer? Kemoterapi ilaçları nelerdir? Kemoterapi sonrası ağrılar nasıl giderilir? Kemoterapi alan hasta yakınları nelere dikkat etmeli? sorularının hepsini açıklamaya çalıştık. Gelin hep beraber bakalım.

    Kemoterapi Tedavisi Nedir?

    Kanser hücresini yavaşlatan, çoğalmasını kontrol altına alan, durduran ve yok eden ilaçların tedavide kullanılmasına kemoterapi, bu amaçla kullanılan ilaçlara ise kemoterapötikler (sitostatik) veya antineoplastik ilaçlar adı verilir. Kemoterapinin amacı, kanseri tedavi etmek, tümörün başka bölgelere yayılmasını önlemek, erken evre hastalığın tekrar etme riskini azaltmak, ileri evrelerde ise hastanın yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Yaşam kalitesi birden fazla etkene bağlıdır. Hastalığın çeşidi, hangi evrede olduğu, metastazı, tedavi seçenekleri, teknolojinin kullanımı onkoloji ekibinin yaklaşımı ve hastanın bilgilendirilmesi bu etkenlerden bazılarıdır.

    Kemoterapinin dört temel ilkesi vardır. Bunlar:

    1. Tedavi (tam cevap)
    2. Kontrol (tedavi sağlanmadığında yaşam süresini uzatmak)
    3. Semptomları hafifletmek (ağrıyı azaltmak, etkilenen bölgedeki kan dolaşımını arttırmak, organ tıkanıklığını önlemek ve yaşam kalitesini artırmak)
    4. Adjuvan tedavi; tekrar etme riski fazla olan tümörlerin cerrahi müdahale ile tamamen çıkartılması veya radyoterapiyle kesin olarak tedavi edilmelerini takiben yapılan kemoterapidir. Cerrahi müdahale ve radyoterapi ile birlikte uygulanır. Neoadjuvan tedavi ise, cerrahi öncesi uygulanan sistematik kemoterapidir. Önceliği organı korumak ve cerrahiye olanak sağlamaktır.

    Kemoterapinin Yan Etkileri ve Hemşirelik Bakımı

    Kemoterapi sistemik bir tedavidir. Bu nedenle uygulamada kullanılan kemoterapötik ilaçlar yalnızca tümörlü hücreleri tahrip etmeyip, vücutta bulunan normal hücreleri de etkiler ve bazı yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu yan etkiler genellikle geri dönüşümlüdür ve tedavi edilebilir. Gastrointestinal sistem mukozası, kemik iliği, deri ve kıl folikül hücreleri hızlı çoğalan hücreler olduğu için kemoterapi uygulamasından daha çok etkilenir. Hastalarda ağrı, anoreksiya, tat almada değişiklikler, bulantı, kusma, halsizlik-yorgunluk, ishal, kabızlık, kemik iliği supresyonu gibi fiziksel semptomlar görülmektedir. Bu tür fiziksel semptomların uzun sürmesi hastalarda psikososyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Kemoterapinin bu yan etkileri, hastanın yaşam biçimini, günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitesini de olumsuz etkilemektedir.

    Kemoterapide olası semptomları yönetmeye ilişkin verilen eğitim sonucunda, hastaların bu durumu daha iyi yönetebildiği ve yaşam kalitesinin yükseldiği bildirilmektedir. Kemoterapi tedavisine başlanacak olan hastaların bu tedavi yöntemi hakkındaki bilgileri yetersiz olduğu için özellikle uygulamaya başlanmadan önce gerekli ve yeterli eğitimin verilmesi oldukça önemlidir.

    Tedavi öncesi verilmesi gereken eğitimde aşağıdaki hususların vurgulanması gerekir:

    • Tedavinin içeriği ve hastayı ne şekilde etkileyebileceğinin açıklanması.
    • Tedavi protokolünün sıklığı, süresi, tedaviden önceki hazırlık, gelişebilecek yan etkilerin kontrolünde etkili olacak girişimlerin belirtilmesi.
    • Kullanılacak olan ilacın farklı ilaçlarla etkileşimi olabileceğinden hekime danışılmadan tedavi sürecinde ve sonrasında ilaç kullanılmaması gerektiğinin iletilmesi.
    • Olası yan etkiler görüldüğünde, hekimi ile iletişim halinde olması gerektiği konusunda bilgilendirilmesi.
    • Tedavi sürecindeki beslenme şeklinin açıklanması.
    • Tedavi sürecinde hastada oluşabilecek duygu durum değişikliklerinin açıklanması ve bu süreç içinde uygun gördüğü kişilerden destek alabileceği açıklanmalıdır. Kemoterapik ilaçların hücre siklusunun hangi fazında etkili oldukları tedavi protokolünü hazırlayan ve seçimini yapan onkologları ilgilendirmektedir. Ancak tedavinin hazırlanması, uygulanması ve uygulanan tedaviye bağlı gelişen semptomların yönetilmesi uygun hemşirelik girişimleri ile mümkündür. Ayrıca semptomların erken dönemde fark edilmesi, önlenmesi ve kontrol altına alınması hemşirelerin sorumluluğundadır. Böylece hemşireler hastaları, sosyal çevreleri ve aileleri ile bütün olarak değerlendirir, daha etkili ve bilinçli hemşirelik girişimleriyle hastaların bu süreci daha rahat geçirmelerini sağlayabilir.

    Kemoterapinin yan etkileri ortaya çıkış zamanlarına göre acil/erken dönem, orta süreli ve geç dönem olmak üzere üç ana gruba ayrılır. Bakım gerektiren yan etkiler orta süreli yan etkiler sınıfına girmektedir. Bu yan etkiler bulantı, kusma, iştahsızlık, anemi, lökopeni, trombositopeni, saçlarda dökülme, mukozit, ciltte problemler, uyuyamama, ağrı, halsiz ve yorgun hissetme, deride ve tırnaklarda değişiklikler olarak sıralanabilir. Bu tür semptomların azaltılması için hemşireler; tedavinin kendisi ve etkilerine dair gerekli bilgileri hasta ve ailesinin ihtiyacı düzeyinde vermeli, soru sorabilmelerine olanak sağlamalı, soruları net ve anlaşılır şekilde cevaplamalıdır. Ayrıca ilaçların yan etkilerine karşı farkındalık yaratmalı ve bu etkilerin giderilmesinde etkin hemşirelik girişimlerini uygulamalıdır. Hemşirelik girişimlerine hastanın ve ailesinin katılımını sağlamalı ve hasta bireyin evde veya herhangi bir sağlık kuruluşunda bakımını sürdürebilmesinde hasta ve yakınlarını cesaretlendirmelidir. Hemşirelerin semptomları izlemesi ve bakım sırasında aileyi desteklemesi hastanın tedaviye uyumunu arttırmakta ve yaşam kalitesini yükseltmektedir.

    Yaşam Kalitesini Etkileyen Faktörler ve Kemoterapi Alan Hastalarda Yaşam Kalitesinin önemi

    Yaşam kalitesini etkileyen faktörler genel olarak, psikosoyal durum, anksiyete, belirsizlik, beden imgesi, sosyal destek, gelecek kaygısı, ümitsizlik, depresyon ve ölüm korkusu şeklinde sıralanabilir. Bireyin yaşama isteğinde azalma, organ kaybı ve ya bu organın işlevini kaybetmesi, sorunları çözememesi, yaşanan olumsuz deneyimler hayatını risk altında hissetmesine neden olur ve kanser hastaları genellikle kanser olup olmadıklarını, hastalığa ne zaman yakalandıklarını ve tekrar ortaya çıkıp çıkmayacağını kesin olarak bilmemektedir. Bu karmaşık duygular nedeniyle hasta kendini çaresiz hisseder, gelecekle ilgili planlar yapamaz, geleceği ile ilgili kaygıya da neden olmaktadır. Hastanın hastalık ve tedavi ile ilgili edindiği olumsuzluklara ilave olarak, ölüm korkusu yaşamasına ve yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilenmesine yol açabilir.

    Onkoloji alanında yaşam kalitesi değerlendirmeleri kanserin, uygulanan tedavilerin hasta ve ailesi üzerine etkilerini farklı boyutlarıyla görmeye olanak tanıması açısından son derece önemlidir. İdeal olan hemşireliğin doğası gereği, hastalara bütüncül yaklaşılması ve yaşam kalitesini etkileyebilecek önemli noktaları kaçırmaması adına genel ve hastalığa özgü ölçekleri birlikte kullanmasıdır.

    Hemşirelik tanıları; kanıta dayalı uygulamalarda, bireyin ihtiyaçlarının etkili bir şekilde karşılanmasında, profesyonel hemşirelik bakımında ve hizmet verilen bireyin güvenliğinin sağlanmasında oldukça önemlidir. Bu tanılar doğrultusunda onkoloji hastasının bakım planı; bireyin optimal bio-psiko-sosyo-kültürel işlevlerinin sağlanması, sürdürülmesi ve geliştirilmesine yönelik hemşirelik girişimlerini kapsamalıdır.

    Hemşireler bakım sürecinde, hastanın tedaviyi kabullenmesini kolaylaştıran, iyileşme sürecini hızlandıran, moral ve motivasyonunun yükselmesini sağlayan ve sonuçta yaşam kalitesini artıran sonuçların elde edilmesini sağlar. Hastaların yaşamının tüm alanları etkilendiği için, hemşirelerin öncelikle yaşam kalitesini koruma, geliştirme ve iyileştirme sorumlulukları vardır. Hemşireler bütüncül bakım anlayışıyla hastaların hastalığına ve tedavisine bağlı semptomlarını yönetebilmesine, kendi bakım aktivitelerini üstlenmesine ve kısa sürede bağımsız duruma gelmesine yardımcı olarak yaşam kalitesini arttırabilir. Ayrıca hastaların fonksiyonel durumu değerlendirilerek günlük yaşamdaki rollerini yerine getirip getiremediği belirlenebilir, tedavi ve takip için sağlam temeller oluşturulabilir, psikolojik desteğe gereksinimi olan bireyler daha erken yönlendirilebilir, kapsamlı bir değerlendirme, etkili tarama, tedavi ve etkin danışmanlık ile fonksiyonel durum iyileştirilebilir.

     

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap