Karadut'um ve Bedri Rahmi Eyüboğlu
SOSYAL MEDYA

Karadut'um ve Bedri Rahmi Eyüboğlu

30 Ocak 2021 15:59
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Karadut (Mari Gerekmezyan) ve Bedri Rahmi'nin Hikayesi 

    Bedri Rahmi Güzel Sanatlarda asistanlık yaparken misafir öğrenci olarak Mari Gerekmezyan gelir. Bağrında öyle büyük bir ateş yanar ki Mari'nin, Bedri'nin bir büstünü yapar. Bedri'de buna karşılık,aşkına karşılık, Mari'ye portreler ve şiirler verir. Bütün İstanbul'a aşkları yayılır. Karısı Eren Eyüboğlu da duyar bu aşkı. Çaresiz dönüşünü bekler Canuşka'sının. Mari ile olan ilişkisini ise Bedri Rahmi saklama gereksinimi duymaz. Mari bir hastalığa yakalanır. Adı ; Tüberküloz menejit. Bedri Rahmi, Karadut'unun iyileşmesi için  elinden geleni yapar. Ne yazık ki savaş yıllarıdır. Ateş pahasıdır ilaçlarda. Portreleri yok pahasına satar. Ne yapsa da kurtaramaz Çatalkara'yı. Vefat eder 1946'da. İçkiye başlar. Kendin vazgeçer. Bir sevgili, hem de kadını nasıl böyle uğurlanır gider. Karısı Eren ise ona destek olur. Sanata, şiire yeniden bağlar. Gururunu bir kenara bırakıp. Neden mi ? Küçük oğlu için. Anne olmak bunu gerektirirdi çünkü. 

    Üç yıl geçer hüzünlü ölümün ardından . Bür gün İstanbul'daki Büyük Kulüb'ün davetine gider Bedri Rahmi ve eşi Eren. Orada şairden bir şiir okumasını isterler. Şair okumaya başlar... 


    KARADUT

    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Nar tanem, nur tanem, bir tanem
    Agaç isem dalımsın salkım saçak
    Petek isem balımsın a gülüm
    Günahımsın, vebalimsin.

    Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
    Yoluna bir can koyduğum
    Gökte ararken yerde bulduğum
    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Daha nem olacaktın bir tanem
    Gülen ayvam, ağlayan narımsın
    Kadınım, kısrağım, karımsın.

    II

    Sigara paketlerine resmini çizdiğim
    Körpe fidanlara adını yazdığım
    Karam, karam
    Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
    Sıla kokar, arzu tüter
    Ilgıt ılgıt buram buram.
    Ben beyzade, kişizade,
    Her türlü dertten topyekün azade
    Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
    Durup dururken yorulan
    Kibrit çöpü gibi kırılan
    Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
    Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
    Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

    N'etmiş, n'eylemiş, n'olmuşum
    Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
    Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
    Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum.

    Karam, karam
    Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
    Sensiz bana canım dünya haram olsun.


    Şiiri okurken damla damla göz yaşları dökülür. Yanında ki eşi dahil herkes anlar o an her şeyi. Mari'ye yazılmış bir şiirdir bu. İkinci kez gurur yıkımı yaşar Eren hanım.  Fakat oğlu için evliliğe devam eder. Bedri Rahmi'yi hep sanata, hayata bağlamaya çalışmış ve başarmıştır hatta Mari'nin, Bedri Rahmi büstünü bile evlerinde saklar. Bu durum Eren hanımın gücünü, fedakarlığını ve  özverisini gösterir. Ömürlerini beraber tüketirler.Bedri Rahmi Mari'ye kavuşunca annesi oğulcuğuna onun için katlandığını ve Bedri Rahmi'ye olan kırgınlığı dile getirmiştir. Bazı kadınlar bir erkeğin sol  tarafında bazıları ise sağ tarafında yer alabiliyor. Görüldüğü üzere...

    Eren Hanım'ın 4 Ocak 1950 tarihli  Bedri Rahmi'ye mektubu: 


    “Canuşkam,
    Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. Sesin, nasıl titremişti. Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapışmış gibi olmuştum. O gece... Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri’nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin. Allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın.” 

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap