İçtiğiniz suyun hafızası olduğunu biliyor muydunuz? Öğrendiğinizde hayata bakışınızı değiştirecek?
SOSYAL MEDYA

İçtiğiniz suyun hafızası olduğunu biliyor muydunuz? Öğrendiğinizde hayata bakışınızı değiştirecek?

19 Ekim 2020 00:06
  • Whatsapp'ta Paylaş

    1943 yılında Japon Bilim Adamı Masaru Emoto, suyun hafızasının olabileceği ve suyun moleküler yapısı üzerinde, insan bilincinin etkisi olup olmadığı yönünde ilginç bir araştırma yaptı.

    Bir kaynaktan doldurulan suyu ikiye böldü. ilk başta moleküler yapısı birbirinden farklılık göstermeyen bu sulardan birine teşekkür etti, onunla konuştu, sevgi gösterdi, hatta klasik müzik bile dinletti. Diğer suya küfürler etti, hakaretler yağdırdı, kötü sözler söyledi. Bir hafta aynı şeyi tekrarladı. Bu süre sonunda, iki su molekülünü de tekrar incelemeye aldı. Sonuç tahminlerinin bile ötesindeydi. Gözlemlendiğinde, ilk başta o bildiğimiz kar kristallerine benzeyen bu su moleküllerinden biri daha da güzelleşerek eşsiz bir şekil alırken, diğeri asimetrik, bozuk, düzensiz leke vâri bir hâl aldı. Hangi suyun hangi şekli aldığını tahmin etmek hiç te zor değil.

    Emoto aynı zamanda nefretin ve sevginin dilinin evrensel olduğuna da inanıyordu. Ve bunu bize kanıtladı.

    Fısıldayarak ağaç kesmek mi? Doğru duydunuz. 

    Büyük Okyanus'un güneyinde yer alan Solomon Adalarında yaşayan yerlilerin ilginç bir ağaç kesme ritüelleri vardır. Balta ile kesilemeyecek kadar büyük ağaçları, inanması güç ama nefeslerini kullanarak devirirler. Nasıl mı?

    Kesilmesi gerektiğine karar verdikleri bir ağacın etrafında halka şeklinde dizilerek yere otururlar. Hep bir ağızdan bu ağaca lanet okur, kötü sözler söylerler. İnanışlarına göre, ağacın içerisine hapsolmuş ruhlar bundan rahatsızlık duyarak ağacı terkeder, bu sayede de ağaç kendisini ayakta tutan can damarını kaybetmiş olur. Bir süre sonra, bu ağaç her ne hikmetse hastalanır, kurur ve devriliverir.

    Canlı ve cansız varlıklar bile kendisine gösterilen kahrında, lütfunda farkındaysa ve buna göre tepkilerini bir şekilde bize gösterebiliyorsa, kendi duruşumuza bakarak beşeri hayata dair karşımıza çıkan, ve bir insan nasıl bu kadar kötü olabilirki dedirten tüm ibretlik hadiselerin sebebinin kaynağı yine biz olmuş olmuyor muyuz? Kim yeni doğmuş bir bebeğe  kötü kalpli diyebilir. Başlangıçta herkes pirüpak.

    Karakterimiz bilinenin aksine, ömrümüzün sonuna kadar gelişim gösterir. Buna yön veren, maruz kaldığımız şeyin yoğunluğudur. Unutmayın ki taşı delen de suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir. Kin ve nefret dilinden, ayrımcılıktan, ötekileştirmekten vazgeçebilir, birbir,mizi kalben sevebilir ve bunu karşımızdakinin gönlüne de hissttirebilirsek, belki ozaman bizimde dünyamız yeniden başlangıçdaki gibi iyimser bir yuva oluverir herbirimize.

    H.Enes BAYDAN

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    Selma Korkmaz 19 Ekim 2020 - 23:41

    Çok güzel tespit. Sen hayata ne verdiysen, o da aynısıyla mukabele ediyor.


    Yorum Yap