Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir? Hezarfen ile Galata ve Kız Kulesi’nin Hikayesi
SOSYAL MEDYA

Hezarfen Ahmet Çelebi Kimdir? Hezarfen ile Galata ve Kız Kulesi’nin Hikayesi

07 Şubat 2021 14:03
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Hezarfen Ahmed Çelebi ile Kız Kulesi ve Galata Kulesi'nin aşkını sizler için araştırdık. Merak edenler için Hezarfen Ahmed Çeleb'nin Biyografisi'ni ele aldık.

    Hezarfen Ahmed Çelebi Kimdir? Hezarfen Ahmed Çelebi'nin Hayatı

    Hezarfen Ahmed Çelebi 1609 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Henüz çocukken deneyler yapmaya başlamış ve uçmakla ilgili hayaller kurup kuşları seyredermiş. Hezarfen Çelebi, büyüdüğünde bilgin bir kişi olmuş ve sürekli yeni icatlar, deneyler yapar araştırır yeni bilgiler edinirmiş. Bu merakından ve bilgisinden dolayı etrafında bulunun insanlar ona “Hezarfen” lakabını takmışlardır. “Hezar” Farsça kökenli bir kelimedir. Anlamı “bin” demektir. Yani çevredeki halk ona “Bin Fenli (bilgili)” anlamına gelen Hezarfen demişlerdir.

    Çocukluğundan beri uçma tutkusu olan Hezarfen bu hayalini gerçekleştirmek için kuşları, rüzgârı, kısaca uçmakla ilgili bütün her şeyi araştırmaya başlamış, uçmak için çalışmalar yapan bilginleri incelemiş. Araştırmalarında 10. yy ‘da yaşamış olan Türk bilgini, İsmail Cevheri’yi de incelemiştir. İsmail Cevheri de uçma hazırlıkları yapmış ve kapıdan kanatlar yaparak uçma deneyimi yaşamıştır. Fakat bu deneyim başarısızlıkla sonuçlanmış, hayatını kaybetmiştir. Hezarfen Ahmed Çelebi, Cevheri’nin neden başarısız olduğunu araştırarak sonucu bulmuş ve onun üzerinde durmuştur

    Aynı zamanda Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Leonardo Da Vinci’den de esinlendiği söylenmektedir. Leonardo Da Vinci de uçmakla ilgili araştırmalar yapmış, kuşları inceleyerek çizimler yapmıştır. Hezarfen Ahmed Çelebi araştırmalarını bitirdikten sonra kendine tahtadan kartal kanatları şeklinde kanat yapmış ve ilk önce Okmeydanı’na giderek kanatları test etmiştir.

    Tüm hazırlıklarını bitiren Hezarfen Ahmed Çelebi 1632 yılında Galata Kulesi’nin tepesine çıkmış ve çevrede olan kişilerin meraklı bakışları arasında kendisini Galata Kulesi’nin tepesinden bırakmıştır.

    İlk uçma deneyimiyle Hezarfen Ahmed Çelebi, Üsküdar Doğancılar Meydanına inmiştir. Bugünki mesafeyle baktığımızda Hezarfen Ahmed Çelebi’nin, 3558 m. mesafe uçarak indiği söylenilmektedir.

    Dönemin Padişahı olan IV. Murat, Sarayburnu’nda bulunan Sinan Paşa Köşkünden olan biteni izlemiş ve Hezarfen’i huzuruna çağırmıştır. IV. Murat Hezarfen Ahmed Çelebi’yi hayranlıkla izlediğini takdir ettiğini belirterek, onu bir altın keseyle ödüllendirmiştir. Fakat daha sonra Padişah IV. Murat, Hezarfen Ahmed Çelebi'nin korkusuz bir adam olduğunu ve her şeyi yapabileceğini düşündüğü için onu Cezayir’e sürgün etmiştir. Cezayir’e giden Hezarfen Ahmed Çelebi’den bir daha bilgi alınamamış ve 31 yaşındayken 1640 yılında Cezayir’de hayatını kaybetmiştir.

    Hezarfen uçmasıyla sadece Osmanlı’da değil, Avrupa’da da büyük yankı uyandırmış ve Hezarfen hakkında makaleler, yazılar yazılmıştır. Ayrıca Evliya Çelebi “Seyahatname” isimli eserinde Hezarfen Ahmed Çelebi’nin uçması hakkında; “İptida Okmeydanı minberi üzere, rüzgâr şiddetinden kartal kanatları ile sekiz, dokuz kere havada pervaz ederek talim etmiştir. Badehu Sultan Murad Han Sarayburnu’nda Sinan Paşa Köşkü’nden temaşa ederken, Galata Kulesi’nin ta zirve-i belasından lodos rüzgârı ile uçarak, Üsküdar’da Doğancılar meydanına inmiştir. Sonra Murad Han, kendisine bir kese altın ihsan ederek: “Bu adam pek havf edilecek bir âdemdir. Her ne Murad ederse, elinden geliyor. Böyle kimselerin bekası caiz değil,” diye Gazir’e ney eylemiştir. Orada merhum oldu.” sözleriyle anlatmıştır. Bugün Hezarfen Ahmed Çelebi Türk Havacılık tarihinde önemli bir yere sahiptir.

    İstanbul’un en önemli tarihi yerlerinden olan Galata Kulesi ve Kız Kulesi hakkında pek çok hikâyeler anlatılmıştır. Bu hikâyelerden birisi ise Galata ve Kız Kulesi’nin birbirlerine olan aşklarıdır. Aynı zamanda tarihte ilk uçan kişi olarak bilinen Hezarfen Ahmed Çelebi de önemli bir bilgin olarak tarihimizde geçmektedir.

    Hikâyede Galata ve Kız Kulesi’nin birbirlerine olan aşkları ve Hezarfen Ahmed Çelebi’nin uçma tutkusu birleştirilerek yeniden hikâye uyarlanmış ve anlatılmıştır.

    Hezarfen Ahmed Çelebi ile Galata ve Kız Kulesi'nin Hikayesi

    Uyarlanan hikâyede; İstanbul’un en güzel kızı olan, zaman zaman âşıklara hikâye olmuş, güzelliğiyle İstanbul’u büyüleyen, dalgalarla ve martılarla şarkılar söyleyen Kız Kulesi, çok yalnız olduğunu hisseder ve günden güne bu his daha da güçlenerek denizin karanlığında kaybolduğunu düşünür. O sırada Cenevizlerin inşa ettiği Galata Kulesi yükselir ve dikilir Kız Kulesi’nin karşısına. Kız Kulesi Galata Kulesi’ni görür ve âşık olur. Galata Kulesi de Kız Kulesi’ni görür ve âşık olur.

    Kız Kulesi tekrardan eski neşesine döner kuşlar ve dalgalarla şarkılar söyler. Galata Kulesi de, Kız Kulesi onu anlasın diye şiirler, mektuplar yazar. Fakat iki âşık bilemezler birbirlerine olana aşklarını ve bu durum onları düşündürür. Galata Kulesi mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırmanın yollarını arar.

    Bu sırada Ahmed Çelebi, daha çocuk yaşta meraklanır uçmaya. Annesinin anlattığı masallarla hep uçtuğunu hayal eder. Kuşları inceler, bende uçabilecek miyim? diye düşünür. Yılar geçer, Ahmed Çelebi büyür, ünlü bir bilgin olur. Etrafındaki insanlar ona bilgisinden dolayı bin fenli, yani Hezarfen derler.

    Hezerfen’in çocukluktan beri gitmez içindeki uçma tutkusu. Uçmak için kuşları inceler, tarihte önceden uçmaya çalışmış olan bilginleri inceler ve rüzgârında etkisi olduğunu fark ederek rüzgârla konuşur. Rüzgâr Hezarfen’le alay eder. Hezarfen yılmaz ve kendine kuşların kanatları gibi tahtadan kanatlar yapar.

    Yaptığı kanatlarla Okmeydanı’na giderek deneyler yapar. Hem uçma hazırlıklarını tamamlar hem de rüzgâra marifetini gösterir. Hazır olduğunda tekrar rüzgârın yanına gider konuşur. Rüzgâr “bir şartla izin veririm” der. “Öyle bir yer bul ki dillere destan bir hikâyesi olsun, anlatınsın” der. Hezarfen düşünür, gezer, araştırır.

    Bir gün yine bir yer araştırırken Galata Kulesi’nin yazdığı mektup düşer Hezarfen’in önüne. Hezarfen mektubu alıp okur ve uçmak için o yeri bulduğunu düşünerek Galata Kulesi’yle konuşur. Galata Kulesi de mektupları ulaştırmanın bir yolu olduğunu düşünerek aşkını Hezarfen’e anlatır ve mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırmasını ister. Hezarfen kabul eder. O gece hem uçmayı hem de iki aşığı nasıl kavuşturacağını düşünür.

    Sonunda tüm hazırlıkları tamamlayan Hezarfen, son kez rüzgârla konuşarak onayını alır ve çıkar Galata Kulesi’nin tepesine. Etrafta merakla insanlar Hezarfen’i izler. Hezarfen Galata’dan mektupları alır ve kendini bırakır gökyüzüne, süzülmeye başlar.

    Hezarfen uçarken, rüzgâr yönünü değiştirir ve Hezarfen dengesini kaybeder. Bu sırada mektupları da denize düşürür. Denize düşen mektupları martılar ve dalgalar Kız Kulesi’ne ulaştırır. Kız Kulesi anlar Galata’nın ona olan aşkını ve tekrardan şarkılar söyler, dans eder.

    Olup biteni izleyen Galata da Hezarfen’in düştüğünü görür ve çok üzülür, fakat martılar gelip her şeyi anlatır ve aşkının karşılıksız olmadığını anlayan Galata Kulesi de çok sevinir.

    Bu sırada Hezarfen iner Üsküdar’ın semalarına. Padişah IV. Murad da olup biteni izlemektedir. Her şeyi gören padişah, Hezarfen’i yanına çağırır ve bir kese altınla ödüllendirir. Daha sonra fikri değişen IV. Murad, Hezarfen’in korkulacak bir adam olduğunu düşünerek Cezayir’e sürer. Cezayir’e sürülen Hezarfen, 31 yaşında orada hayatını kaybeder.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap