Hemoroid Nedir? Hemoroidin Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Sağlık

Hemoroid Nedir? Hemoroidin Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

10 Şubat 2021 11:17
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Hemoroid çoğu insanın başına gelen bir olgudur. Bu hastalıkta genelde hastalar durumlarını doktora belirtmekten çekinir. Ancak bu çok yanlış bir davranıştır. Tıpta ayıp diye bir şey yoktur kesinlikle. Bu yazımızda sizlere hemoroid nedir? hemoroid tedavisi, hemoroid kremleri, hemoroid belirtileri, hemoroid neden olur? hemoroid nasıl geçer? sorularının cevaplarını detaylı bir şekilde vereceğiz.

    Hemoroid Nedir?

    Hemoroidler, anüs etrafındaki, yoğun damar ağları içeren mukozal ve serözal yapılara sahip doğal oluşumlardır. Halk dilinde ‘basur’ olarak bilinen hemoroid, Yunanca’da haima (kan) ve rhoos (akma) ifadelerinin birleşmesiyle oluşmuş bir terimdir. Hemoroidlerin her bir lobuna ‘venöz pake’ adı verilmektedir ve bu hemoroid pakeleri bağ dokusu, çizgisiz kaslar ve damarsal ağlardan oluşan yastıkçıklar olarak bilinmektedir. Normal damarsal yapıda olan hemoroidler, feçesin ilerletilmesinde ve fekal kontinansın sağlanmasında önemli rol oynamaktadır. Hemoroidal hastalıkta ise anorektal kanaldaki submukozal venöz pleksusun varisleşmesi bireylerde yakınmalara yol açmaktadır. Hemoroidal hastalık dünyada toplumun %30’undan fazla bireyi etkilediği tahmin edilmektedir. Amerika’da yapılan çalışmalarda hemoroid prevelansını %4,4 olarak bildirilir iken, batı ülkelerinde 50 yaşın üzerinde %25-35 olarak bildirilmiştir. Ülkemizde ise hastaların hemoroidin bölgesinden utanmasından ve tedavisinden korkmasından dolayı hemoroidin prevelansını belirlemek zordur. Hemoroid liften fakir, karbonhidrattan zengin ve yetersiz beslenme sonucunda daha fazla görülmektedir. Hemoroidin en sık görüldüğü yaşlar 45-65 yaşları arası olup, bu yaş grubu dışındaki yaş dönemlerinde patolojik olarak hemoroid görülme oranı azalmaktadır. Literatürde cinsiyetler arasında görülme sıklığı açısından fark olmadığı belirtilmiştir Ancak kadınlarda gebelik döneminde sıklıkla hemoroidin ilk kez semptomatik hale geldiği belirtilmiştir.

    Hemoroidal hastalığın etiyolojisinde pek çok risk faktör rol oynamaktadır. Bireye bağlı risk faktörleri arasında, defakasyon sırasında ıkınma, acı ve baharatlı yiyeceklerin tüketimi, sedanter yaşam, alkol kullanımı, uzun süre oturur veya aynı pozisyonda hareketsiz kalma gibi nedenler sayılabilmektedir. Değiştirilemez risk faktörleri arasında ise; portal hipertansiyon, hemoroidal ven basıncında artış, düzensiz bağırsak hareketleri, hipoaktif bağırsak sesleri, genetik faktörler, bağırsak hastalıkları, orta yaş, hormonlar, menapoz, gebelik, doğum, kronik öksürük, obezite, kronik kalp yetmezliği, siroz ve karın içi tümörler yer almaktadır.

    Hemoroid, bireylerde birçok soruna yol açmaktadır. Bunlardan bazıları; konstipasyon, dışkı ile birlikte rektal kanama, ağrılı defekasyon, kanamaya bağlı anemi, rahatsızlık hissi, ağrılı yumru veya şişlik, kaşıntı ve anorektal bölgede özellikle oturmakla artan ağrıdır. Bu sorunlar bireylerin günlük yaşam aktivitelerini ve buna bağlı olarak yaşam kalitelerini de büyük ölçüde etkilemektedir.

    Hemoroidler anorektal bölgedeki yerlerine göre; internal, eksternal ve miks olmak üzere 3 ayrı grupta sınıflandırılmaktadır. Eksternal hemoroidler; pleksustan oluşurlar ve dentat çizgisinin distalinde yer alırlar. İnternal hemoroidler; süperior hemoroidal pleksustan kaynaklanırlar. Miks hemoroidler ise, internal ve eksternal hemoroidal pleksuslarından ve anastomozlarından oluşur. Eksternal hemoroidlerde, pake içinde trombolitik bir komplikasyon gelişmiş ise enflamasyon, ödem ve bunlara bağlı olarak oturmayla artan şiddetli bir ağrı oluşur. İnternal hemoroidler ise büyüyüp anal kanaldan sarkmadıkça ve kanamadıkça belirti vermezler. İnternal hemoroidler eksternal hemoroidlerden daha sık görülür. Hemoroid hastalığı olan bireylerin evrelerine ve medikal tedavinin sonucuna göre %5-10’ unda cerrahi girişim uygulanmaktadır. Hemoroidin neden olduğu sorunlar ve evresine göre tedavi planlanmaktadır. Hemoroidin birinci ve ikinci evresinde; daha çok medikal tedaviler (diyet, ilaç) ve küçük invaziv girişimler (lastik bant ligasyonu, skleroterapi ve kriyoterapi) uygulanırken, üçüncü ve dördüncü evre hemoroidlerde ise genellikle cerrahi tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

    Hemoroidin ilk evrelerinde olan hastaların medikal tedavileri ile birlikte öncelikle yaşam tarzında ve beslenmesinde değişiklikler yapması gerekmektedir. Bu değişikliklerden bazıları; konstipasyonu önleyecek bol posalı besinler tüketmeleri, bol su içmeleri, düzenli dışkılama alışkanlığı kazanmaları için dışkılama günlüğü tutmaları, dışkılarken uzun süreli oturmaktan ve fazla ıkınmaktan kaçınmaları, dışkılamayı ertelememeleri, oturarak çalışan bireylerin gün içerisinde egzersiz yapmaya özen göstermeleri, acı ve baharatlı yiyecekleri ve alkollü içecekleri fazla tüketmemeleri şeklindedir.

    Hemoroidin alevlenme dönemlerinde ve hemoroidektomi sonrası hastayı rahatlatmaya yönelik hemşirelik girişimlerinin başında ılık su oturma banyoları ve ılık duş gelmektedir. Hemoroidin rahatsızlık verici etkilerini geçici süreliğine azaltan laksatif etkiye sahip olan ve topikal olarak da uygulanabilen ilaçlar analjezikler, jeller veya kremler, supozituvarlarlar ve aromatik yağlar kullanılmaktadır. Hemşirelik bakımında yer alan nonfarmokolojik yöntemlerden ılık oturma banyosu, aromaterapik yağlar hemoroid semptomlarının ve ameliyat sonrası ağrının azaltılması ve iyileşmenin desteklenmesinde önemlidir. Aromaterapi, bitkisel esansların kullanılması ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Tıbbi amaçla eski zamanlardan beri kullanılan mentol yağı anestezik ve anorektal sfinkterler üzerinde spazmolitik etkilerinden dolayı hemoroid tedavisinde ılık oturma banyosu içerisinde kullanılmaktadır. Bu etkilerinden dolayı hemoroidektomi sonrasında insizyon bölgesindeki ve ameliyat sonrası ilk defekasyondaki ağrının azalmasını sağlaması beklenmektedir.

    Ülkemizde mentol yağı ile ılık oturma banyosunun ve ılık oturma banyosunun hemoroidektomi sonrası ağrı üzerine etkisine yönelik herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma, literatürde ağrı düzeyini değerlendirmek için geliştirilen ve sık kullanılan Sayısal Değerlendirme Skalası yardımı ile hemoroidektomiden sonra mentol yağlı ılık oturma banyosunun ve ılık oturma banyosunun ağrı üzerine etkisinin belirlenmesi amacı ile planlandı. Çalışmanın sonucunda, mentol yağı ile ılık oturma banyosunun hemoroidektomi sonrası, ilk defekasyonda yaşanan ağrının azaltılmasında ve hastanın konforunun yükseltilmesinde olumlu sonuçları olduğu takdirde, holistik hemşirelik girişimlerinin planlanması ve uygulanmasında, bireylerin yaşam kalitelerinin iyileştirilmesinde, hemşirelik bakım kalitesinin artırılmasında, hemoroidektomi sonrası bakım veren hemşirelere rehber oluşturmada katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

    Dünyada ve Türkiye'de Hemoroidin Dağılımı

    Hemoroid hastalığının hem kronik hale gelmesi hem de hastaların hemoroidin tedavisinden korkması, muayenesinden utanması ve bazı hemoroid hastalarının asemptomatik olması nedeniyle insidansının belirlenmesi oldukça zordur. Literatüre göre, hemoroidin en sık semptomatik hale gelme yaşı 45-65 yaş arasıdır ve cinsiyetler arasında görülme sıklığı açısından fark olmadığı belirtilmiştir. Ancak kadınlarda gebelik döneminde uterusun büyümesinden kaynaklanan karın içi basıncının artması, hormonal değişiklikler, konstipasyonun artması ve vajinal doğum sıklıkla hastalığın ilk kez semptomatik hale geldiği dönem olmasına sebep olmaktadır. Amerika’da her yıl 1,5 milyon insan hemoroid nedeniyle medikal tedavi görmekte olup ve yılda en az 120–150 bin hemoroidektomi yapılmaktadır. Ülkemizde ise yılda 300 bin hemoroidektomi ameliyat yapılmaktadır.

    Hemoroidin Belirtileri Nelerdir?

    Hemoroid, internal (iç), eksternal (dış) ve miks olmak üzere üçe ayrılır. Genellikle hem iç hemoroid hem de dış hemoroid beraber bulunmakta olup en sık görülen belirtisi ise ele gelen şişlik ve rektal kanamadır. İnternal hemoroidde belirtiler, genellikle dışkılamadan sonra açık kırmızı renkli kanama ve daha sonra iç çamaşırda kan lekesi şeklindedir. Hemoroid, anüsün dışına sarkma yapıyorsa, ele gelen şişlik ve anorektal bölgede kaşıntı varsa ekternal hemoroid oluşmuştur. İnternal hemoroidde ise sarkma dışkılamanın başında ortaya çıkmakta ve sonraki evrelerinde el ile anorektal kanala geri itilmesi gerekmektedir. Bu uygulama, anüste rahatlamaya ve dışkılamada kolaylık sağlanmaktadır.

    Hemoroidin diğer anorektal hastalıklardan ayırıcı tanısında; hemoroid, diğer anorektal hastalıkların belirtilerine benzediği için tanılaması sırasında veri toplama aşaması çok önemlidir. Hemoroidal hastalıklar ile en çok karıştırılan hastalıklar; anal fissür, peranal abse, rektal prolapsus, anal kondiloma, rektum kanserleri ve pruritis anidir. Özellikle anal fissür hastalığı ağrılı defakasyon ve rektal kanama şikayeti oluşturmasıyla hemoroid ile karıştırılır. Ayırıcı tanıda düşünülmesi gereken en önemli durum rektal kanserlerin tanılanmasıdır. Rektal kanserlerin belirtilerinden olan ağrısız rektal kanama ve kontrolsüz kilo kaybı mutlaka değerlendirilmelidir. Hemoroidin 4 evresi vardır:

    • 1.Evre Anorektal bölgeden sarkmayan fakat anoskop ile görülen hemoroid
    • 2.Evre Dışkılama veya ıkınma sırasında çıkan, kendiliğinden içeri giren ve kanama ve kaşıntılı hemoroid
    • 3.Evre Dışkılama veya ıkınma sırasında çıkan, manüple edilince içeri girebilen, kanama, kaşıntı ve dışkılama sonra şiddetli ağrı olan hemoroid
    • 4.Evre Geri itilemeyen, itilse bile anorektal bölgeye tıkayan, kanama ağrı ve dışkı kaçırmaya sebep olan hemoroid.

    Hemoroidin Tedavi Yöntemleri

    Hemoroidi tanılamada ve tedavi yöntemini belirlerken öncelikle hastadan detaylı bir klinik öykü alınmalıdır. Hemoroidal hastalıkta tedavi süreci hemoroidin tipi, klinik belirtileri, evresi ve komplikasyonlarına göre belirlenmektedir. Hemoroidin tedavisinde cerrahi dışı, girişimsel ve cerrahi tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

    1. Hemoroidin Cerrahi Dışı Tedavi Yöntemleri

    Hemoroidlerin tedavisi evrelerine ve komplikasyonlarına göre medikal, lokal ve nonfarmokolojik tedavi yöntemlerinden kombinasyonla veya tek bir yöntem ile tedavi edilmektedir.

    2. Medikal Tedavi Yöntemleri

    Hemoroidin belirtilerini azaltan, vasküler direnci arttıran, antienflamatuar ve laksatif etkili; topikal olarak da uygulanabilen ilaçlar kullanılmaktadır. Tedavide kullanılan ilaçlar, tek başına kullanılabildiği gibi kombine tedavi olarak da kullanılabilmektedir. Hemoroidin tedavisinde kullanılan topikal ilaçlar; antiinflamatuvar etkili steroidler, lokal anestezikler ve vaskülotroplar olmak üzere üç ana etkili madde bulunmaktadır. Literatürde, hemoroidin tromboze olduğu durumlarda kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan venöz basıncı azaltan ilaçlar hemoroidin ağrısını ve ödemin azaltılması için kullanılmaktadır. Suppozituvar ilaçlar anorektal kanal içerisinde aktif olarak etki göstererek dışkının anorektal kanaldan kolay geçmesini sağlar. Laksatifler, defekasyonu kolaylaştırmasında, hastaların rahatlamasında ve tedavinin idamesinde kullanılmaktadır.

    3. Tamamlayıcı (Nonfarmokolojik) Tedavi Yöntemleri

    Tamamlayıcı tedavi yöntemleri, geçmişten günümüze kadar gelen hemşirelik bakımlarında yer almaktadır. Akupunktur, homeopati, fitoterapi ve diğer uygulamalar dahil olmak üzere bugüne kadar hemşirelik girişimlerinde duygusal ve fiziksel bozukluklarla veya kanser gibi komplike bir hastalıkla karşı karşıya olan insanlara destek vermeye odaklanmıştır. Nonfarmokolojik yöntemler, farmokolojik ve cerrahi tedaviye yardımcı olmak için veya sadece nonfarmokolojik yöntemlerle semptomları gidermek ve azaltmak için kullanılmaktadır.

    Tamamlayıcı tedavi yöntemleri, bireylerin sağlığını korumak, hastalık durumunda vücuda olan zararı en aza indirmek ve sağlığı geri kazanmak için geleneksel tedavi uygulamaları ile kullanılan yöntemlerin hepsidir. Hemşirelik uygulamalarının ve tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin etki felsefesi birbirine yakındır. Hemşirelik uygulamalarının ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri, bireye holistik açıdan yaklaşmasıyla ve tedavi öncesinde, sırasında ve sonrasında destekleyici olmasıyla birbirine benzer özellikler göstermektedir.

    Tamamlayıcı tedavi yöntemlerinin; hasta ve hemşire arasında olumlu ilişki ve bütüncül yaklaşım sağlama, öz bakımı, yaşam kalitesini ve bakımdan memnuniyeti artırma, bireyi güçlendirme, medikal ve cerrahi tedavinin neden olduğu yan etkileri ve endişeleri azaltma gibi yararları vardır. Literatüre göre; hemşirelik bakımında kullanılan tamamlayıcı tedaviyi üç gruba ayırmıştır; birinci grupta hemşirelik bakımlarına ek olarak doğrudan uygulayabildikleri tedaviler (masaj, refleksoloji, shiatsu, aromaterapi, oturma banyosu), ikinci grupta hemşirelik kısmi boyutta dahil edilebilen tedaviler (homeopati, bitkisel tedaviler, beslenmenin düzenlenmesi), üçüncü grupta ise hemşirelik uygulamasına danışmanlık almadan dahil edilemeyen ancak hemşirelerin uygulanması konusunda önerilerde bulunabilecekleri tedaviler (hipnoz, akupunktur ve osteopati) bulunmaktadır. Literatürde hemoroidi konu alan çalışmalara bakılırsa, hemoroidektomi sonrasında ortaya çıkan ağrı birçok araştırmaya konu olmuştur ve çeşitli medikal veya non-farmokolojik yöntemlerle ağrı düzeyinin azaltılması için çalışılmıştı.

    Hemoroidin Tedavisinde Kullanılan Ek Yöntemler

    1. Diyet

    Hemoroidin oluşumunda konstipasyonun ve ıkınmanın eşlik ettiği defakasyonun önemli rol oynadığı bilinmektedir. Konstipasyonu önlemek için gıdalardaki lif ve su oranını arttırmak gerekmektedir. Hemoroidin alevlenme döneminde, medikal tedavisinde ve hemoroidin evresinin ilerlemesini önlemek için lif ağırlıklı diyet uygulanması gerekmektedir. Günlük lif ihtiyacı 20-30 gr/gün ve sıvı ihtiyacı en az 2-2.5 lt/gün olmalıdır. Hemoroidin tedavisine ek olarak uygulanan girişimler; lifli besinler ile beslenmek ve hemoroidin semptomlarını gidermektedir.

    2. Dışkı Hacmini Arttırıcı ve Dışkı Yumuşatıcı Medikal Tedavi

    Dışkı hacmini arttırıcı ve dışkı yumuşatıcı ilaçlar cerrahi ve medikal tedavide hemoroide olan basının azalması için dışkıyı yumuşatacak bir etkisi vardır. Genelde günde bir kez kullanılan ve dışkıyı yumuşatan laksatifler, hastaların rahatlaması ve tedavinin olumlu sonuçlanması açısından önemlidir. Bu ilaçları tedaviye kullanılması, hastanın diğer hastalıkları ve tedaviye uyumu yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.

    3.Lokal Uygulamalar

    Ilık veya sıcak su oturma banyoları: Farklı hastalıklarda kullanılan oturma banyoları, farklı sıcaklık, basınç ve süreyle uygulanmaktadır . Hemoroidin belirtilerinin alevlendiği dönemlerde hastayı rahatlatmaya yönelik uygulanan tedavi yöntemlerinden birisi de sıcak oturma banyosudur. Oturma banyosu; üroloji, jinekoloji, anorektal bölge hastalıklarının tedavisinde ve ameliyatları sonrasında, anorektal kaşıntıda ve yanmada, yaranın iyileşmesinde ve ağrının giderilmesinde kullanılan bir tedavi yöntemdir. Literatürde, anorektal bölgedeki sorunu çeşitli ilaçlar veya bitkisel dorglar ile tedavi uygulandığında veya sadece oturma banyosu uygulandığında ağrıyı giderdiği, ameliyat sonrasında insizyon bölgesine kan akımını arttırarak anorektal sfinkterlerin spazmı azaltarak rahatlama sağladığı ve yara iyileşmesini desteklediği bildirilmiştir (5,98). Bu etkilerin perianal bölgedeki termo reseptörlerin sıcak su ile temas etmesiyle birlikte internal sfinkterlerin gevşemesi sonucu olmaktadır. Hemoroidektomiden sonra ve evre 1-2’de olan hemoridlerde defekasyondan sonra yapılan bu uygulamalar anal sfinkterin kasılmasının sebep olduğu ağrıyı azaltmaktadır. Literatüre göre, hemoroidde ameliyat sonrasında sıcak suyun oturma banyosunda kullanıldığında, anorektal bölgedeki iç sfinkterin rahatladığı ve sfinkter spazmının azaldığı belirtilmiştir. Anorektal hastalıkların tümünde hem ameliyat öncesi hemoroidin semptomlarını alevlenme döneminde sıcak oturma banyosunun analjezik özelliği ile ağrıyı azaltmaktadır.

    Lokal anestezik losyonlar, aromaterapik yağlar ve kremler: Hemoroidde olan ağrının azaltılmasında etkilidir; ancak kullanılan losyonlar ve yağlar hastalarda allerjik reaksiyonlara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Ağrı yönetiminde defekasyon öncesi ve sonrasında %5 lidocaine veya %2 lignocaine uygulanması önerilmektedir. Kullanılan pomadlardan bazıları da non steroidal pomadlar ve steroidli pomadlardır. Bu pomadların etkisi ise ödem ve konjesyonu azaltarak ağrı kontrolünü sağlamasıdır. Uygulanan topikal ilaçların ağrıyı azaltmasının nedeni ise analjezik ve antiinflamatuvar etkilerinden dolayı olduğu belirtilmektedir.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap