Geçmişi Çok Eskiye Dayanan Şamanlık Nedir? Şaman Ne Demek? İlk Şaman
SOSYAL MEDYA

Geçmişi Çok Eskiye Dayanan Şamanlık Nedir? Şaman Ne Demek? İlk Şaman

04 Şubat 2021 10:39
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Çok eskiden beri günümüze gelen ve günümüzde şuan bile devam eden Şamanlık Anlamı Nedir? Şamanlığın başat ögesi Şaman Ne Demek? ve şifacılıklarıyla ünlenen şamanların İyileştirici Şaman Efsunları.

    Şamanlık Anlamı Nedir? Şamanlığın Tanımı, Türklük ve Şamanlık

    Orta Asya, Sibirya, Çin, Endonezya, Tibet, Kuzey ve Güney Amerika, Güneydoğu Asya, Japonya ve Avustralya şamanlık sisteminin var olduğu bölgelerdir. Şamanlık inanç dünyasında farklı Şekillerde yer edinmiş ve farklı coğrafyalarda gün yüzüne çıkmıştır. Ancak tezimde Orta Asya şamanlığından yola çıkarak konuyu ele alacağım. ġamanlık çok eski bir inanç sistemi olmasına rağmen günümüze kadar varlığını devam ettirebilmiş, farklı formlara bürünse de aslını koruyabilmiştir. Kendisine ait bir kitabı veya peygamberi bulunmayan şaman inancında, imgeler ve ayinler dikkat çekmektedir. Ancak bu inancın merkezinde şaman adı verilen kimseler vardır. Çünkü şamanlığa ait tüm bilgi birikimi kuvvetli bir Tanrı inancı bulunan şamanlar tarafından aktarılmaktadır.

    Şamanlık Orta Asya‟nın kadim dinlerinden olup günümüze kadar varlığını devam ettirebilmiş, Türk kültüründe Gök Tanrı inancının potasında erimiş bir inanç sistemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Başlı başına bir din olmasından ziyade, kendine has kuralları, simgeleri ve ritüelleri olan bir sistemdir. Birçok araştırmacı bu konu hakkında çalışmalar yürütmüş ve çeşitli sebeplerle üzeri örtülen şamanlığı gün yüzüne çıkarmaya, onu anlayıp tanımlamaya çalışmıştır. Bunun sonucunda da farklı yaklaşımlar ve tanımlamalar ortaya çıkmıştır. Bu tanımlamalarda kimi araştırmacı salt din olarak açıklarken, kimisi din ve sihrin bir arada bulunduğu bir sistem olarak kabul etmiş, kimisi de sadece bir felsefe olduğunu ileri sürmüştür.

    Abdülkadir İnan, Türk kültüründe yeri olan şamanlık hakkında, eski Orta Asya şamanizm‟inin esaslarını Gök Tanrı, güneş, ay gibi gök cisimleri, yer, su ve ateş kültlerine dayandırmış ve dini ayin ve törenlerin bir düzeni olduğunu dile getirmiştir. Nitekim şaman ritüellerine baktığımızda insan ile doğayı iç içe görmekteyiz. şamanlıkta insan doğanın dilinden anlar, onu dinler ve ona uyum sağlar.

    Fuzuli Bayat‟a göre şamanlık, sosyal, kültürel, ideolojik ve dini anlamda toplumu her yönü ile kapsayan, etkileyen ve hatta yönlendiren felsefi bir bütündür. Ancak tüm inanç sistemimiz şamanlık adı altında birleşmemiştir. şamanlık var olan inançların tümünü kendi sistemine uyarlayarak yeniden şekillendirmiştir.

    Ziya Gökalp‟in tanımlamasına göre, eski Türklerde aynı zamanda ve bir arada olan iki felsefi sistemden biri şamanlık, diğeri ise Toyonizmdir. Şamanlık bu felsefelerin sihir tarafını oluştururken, Toyonizm dini tarafıdır. Ancak Bayat, yukarıda görüldüğü üzere Gökalp ile aynı görüşte değildir ve bu fikrin doğru olmadığını savunmaktadır.

    Bozkurt Güvenç şamanlığın, göçebe insanın doğaya egemen olma isteği sonucu ortaya çıktığını savunurken, İbrahim Kafesoğlu ise, Türk kültüründe yer alan atalar kültü, demircilik kültü, kartal ve at motiflerinin şamanlıkta da var olduğunu vurgulamış, inanç yapısı içerisinde de benzerlikler olduğunu dile getirmiştir. İbn Fadlan‟ın Başkurt şamanlığı hakkında verdiği bilgiler ise Şu şekildedir: Çok tanrılı inançları vardır, her bir nesnenin ve canlının ayrı bir tanrısı olduğuna inanırlar. En yüce tanrıları ise semada yaşar. Tanrılarına ibadet etmek için put yapar ve ona tapınırlar.

    Hikmet Tanyu ise şamanlıktan ziyade Tek Tanrı inancı üzerinde durmuş ve Türklerin dini yapısının tek tanrılı olduğunu ve bu tanrının da Gök-Tanrı olduğunu belirtmiş, bilhassa Hunlar, Göktürk ve Oğuzların kesinlikle tek tanrıya taptıklarını dile getirmiştir.

    Aybars Pamir, eski dönem şamanlığına ait kültlerin bugün hala varlığını sürdürdüğünü belirtmiştir. Özellikle atalar kültü, ölüm inancı, ay ve güneşin önemi gibi konuların hala önemini koruduğunu belirtmiştir. Cemal Şener‟e göre şamanlık, Türklerin İslamiyet‟i kabul etmeden önce yüzyıllar boyunca bağlı kaldıkları eski dinidir.10 Ancak tüm bunların yanı sıra zaman içerisinde maruz kaldığı farklı kültürler, siyasi baskılar veya yeni koşullar bugünkü şamanlığı eskisinden büyük oranla ayırmaktadır. Eski dönemde yaşanan şamanlık ise daha kapsamlı ve gelişmiş bir dindir.

    Yabancı araştırmacıların gözünden şamanizm tanımı ise şu şekilde yapılmıştır: Eliade‟ye göre şamanizm, ilkel bir trans yöntemi iken, Perrin‟e göre şamanlık toplum yaşamının her alanına sızmış bir yapıdır. Ancak bu yapı yalnızca dini karakterli olmayıp aynı zamanda maddi, siyasi ve sosyal yönlüdür.

    Çin kaynaklarında şaman toplumları hakkında yazan bilgilere göre düzenlenen tüm ayin ve merasimlerin zamanı ve nasıl yapılacağı bellidir. Tüm hakanların katıldığı bu ayinler yeni yılın ilk günü düzenlenir ve ata ruhları, yer-su iyeleri ve Gök-Tanrı adına kurban sunuları olur. Aynı zamanda gün içerisinde yerine getirilen bir uygulamada ayın ve güneşin gökte belirdiği zaman onlara tapınılır. şamanlık yalnızca bir boy veya toplulukla sınırlı kalmamış, zaman içerisinde ortaya çıkan devletlerde de tüm canlılığıyla varlığını sürdürmeyi başarmıştır.

    Şamanlık her toplumun kendi kültür ögeleri ile harmanlanmış ve bu sayede yüzyıllara meydan okuyabilmiştir. Toplumu, insanı, kültürü, dini imgeleri, ruhları, tanrıları, doğayı ve tüm evreni kapsayan bu inanç sistemi hakkında; başlı başına bir dinden ziyade esrime tekniği ile farklılaşarak başka boyutlara ulaşan ve din ile sosyal yaşamı birleştiren bir inanç bütünüdür diyebiliriz. şamanlık hem felsefesi hem de simgeleriyle birlikte iç içe geçmiş kapsamlı ve köklü bir yapıya sahiptir. Ancak peygamberi veya kutsal kitabı olmayan şamanlık, başlı başına bir din değildir. Yazılı olamayan kuralları, ritüelleri, ibadet şekilleri, tanrı ile kurulacak olan iletişimin şekli, nerede ve nasıl kurban sunulacağı, doğadaki canlı ve cansız varlıkların önemi gibi sistemin temel unsurları, ata şaman tarafından yeni şamana aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Çünkü şamanlık, kitabi din değil, sözlü geleneğe sahip bir inanç sistemidir ve aktarımın önemli bir yeri vardır. Bu sözlü kültür inancın sınırlarını çizdiği gibi aynı zamanda ġamanın toplumdaki yeri ve işlevini de göstermiş olur.

    Şaman Ne Demek?

    Şamanlık hakkındaki görüşleri verdikten sonra şimdi bu sistemin taşıyıcısı şamanlar hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Ancak şamanlığın ne olduğu hakkındaki görüş farklılıkları burada da karşımıza çıkmaktadır.

    Şaman adının anlamı ile ilgili bir takım görüşler söz konusudur. Görüş farklılıklarının oluşmasındaki en büyük etken ise bu görevi icra eden kimselere farklı topluluklarda farklı adlar verilmesidir. şaman kelimesinin kökeni hakkında bazı fikirler öne sürülmüştür. Kimisine göre şaman adı, bilen insan anlamına gelen şaman kelimesinden gelmektedir ve köken itibariyle Tunguz diline aittir. Kimisine göre, ruhlardan ilham alan anlamına gelen Samana kelimesinden gelmektedir ve köken itibariyle Pali diline aittir. Bunların yanı sıra kâhin, yorgun kişi, din adamı, hareket eden adam, kendinden geçerek gerçeği gören kişi ve rahip gibi tanımlar da şaman adının anlamları arasındadır. Tıpkı anlamlar gibi adlandırmalarda da bazı farklılıklar vardır. Nitekim çramana, sram, sramana, saman, hamman ve sümeniye şamanlara verilen isimlerden bazılarıdır.

    Türk toplulukları arasında da farklı isimler aldığını görmekteyiz. Nitekim bu konu ile alakalı Bayat geniş bir yelpaze açmaktadır: Altay, Tuva, Telengit, Lebed, Şor, Sagay, Teleüt,Koybol, Kaçin, Küerik, Beltir, Soyon, Kumandin Türkleri kam veya ham, Yakutlar oyun, Çuvaşlar yum, Kırgız-Kazaklar bakşı/baksı, ya da bahşı, Ulçiler sama Buryatlar bö, Tunguzlar saman, Nanaylar, Oroçiler, Mançular sam, Ostyaklar tadıb, Nenler tadebya, Yukagirler alma, Saamlar noyda, Türkmenler perihan, falbin, Hantlar yöltaku, kadın şamanlara ise udugan, udagan, utahan, ubahan, ıduan vs. derler.

    Aslında şaman adı üst başlık olarak kalmakta ve o görevi icra eden kişiyi tanımlamaktadır. Her boy kendine has bir isimle şamanı tanımlamıştır. Türk topluluklarının kullandığı kam kelimesi anlam itibariyle, kâhin, bilge kişi, hekim ve düşünür anlamına gelmektedir. Ayrıca bakşı ifadesi çoğunlukla Müslüman şamanlar için kullanılmıştır. Yine Müslümanlık içerisinde yer alması şamanlığın başlı başına bir din olmadığını gösteren başka bir noktadır.

    Uluslararası bir terim haline gelen şaman kelimesi hakkında Bayat, ilk olarak Rus elçilerin seyahat defterlerinde yer aldığı ve onlar dolayısıyla Batı‟ya ulaştığı bilgisini vermiştir. Bunun yanı sıra kimi araştırmacılar çalışmalarında şaman adı ile Tunguzlarda yaşayan sihirbazları kastetmişlerdir. Bu görevi icra eden kişiler için tek bir adlandırma ve tanımlama olmadığından dolayı anlamında aşınmaların meydana geldiğini göstermektedir.

    Şaman, şamanlığı taşıyan ve onu aktaran kişidir. Toplumda saygın bir yeri vardır ancak yine de şamanları doğrudan bir din adamı veya peygamber olarak tanımlayamayız. Çünkü toplumdaki tüm dini ritüeller şaman tarafından yerine getirilmez. Aynı zamanda misyonerlik üstlenerek dini yayma, herkese ulaşma gibi bir amacı da yoktur. Zira şamanlık yayılmaktan ziyade yaşadığı topluluklarla sınırlı kalan bir inanç sistemi olarak karşımıza çıkar. şamanlıkta yayılma yoktur, ulaşılan sırrı saklama ve sonraki adaya aktarma vardır. şamanların aynı şekilde yönetici vasıfları da yoktur. Toplumun siyasi oluşumlarında karar verme yetkisine de sahip olmadıkları gibi salt şifacı (medicineman) olarak da tanımlayamayız. Çünkü şamanı otacıdan ve din adamından ayıran bir takım özellikleri vardır. Ruhlarla iletişime geçebilmesi, ruhunu öteki âlemlere göçürebilmesi, kehanette bulunması onu otacıdan ve rahipten ayırmaktadır. şaman bu görevleri tek başına üstlenebilen kişidir.

    Şaman; doğa, insanlar, ruhlar ve tanrılar arasında aracı, maddi âlemi manevi âleme bağlayan köprüdür. Hepsine ulaşabildiği gibi aynı zamanda hepsini birbirine bağlı kılmaktadır. Âlemler arasında dolaşıp, ruhlarla konuşan ġaman bu sayede bilgi edinir. şaman kozmik bilgilerin ışığında insanları aydınlatmaktadır. Asıl görevi görünmeyeni görmek, oradaki bilgiyi anlamak ve gerçeği istemektir. Bunun yanı sıra hastalığı sağaltmak, ölen kişilerin ruhuna eşlik ederek onları öteki âleme bırakmak, insanlara, hayvanlara ve evlere musallat olan ruhları kovmak, çocuğu olmayanları tedavi etmek, fal bakmak, kehanette bulunmak, bolluk ve bereketi sağlamak, Tanrılara kurban sunmak, yardımcı ruhlara saçı saçmak, ritüelleri yönetmek ve kaybolan eşyaları bulmak vs. şamanın görevleri arasındadır.

    Her şamanın kendisine ait özel bir ruh veya ruhları vardır. Altaylılar bu ruha tös(töz) adını vermişken, Yakutlar iyekıl veya emeget demişler, Türkistan ve Kırgız baksıları ise arvak adını vermişlerdir. Bahsedilen bu ruh genellikle ataların veya büyük şamanların ruhudur. Önemli ve kutlu kişiler olduklarından dolayı ruhları zarar vermeyen koruyucu karakterlidir. Adlarını sıraladığım bu ruhlar şaman adayının yardımcı ve koruyucu ruhudur. Kimi toplumlarda bu yardımcı ruh insan siluetinde değil, hayvan şeklinde sembolleşmiştir. Koruyucu ruh ile şamanın birbirine bağlı olması bu hayvanı da şamana bağlamıştır. Bu inanışa göre hayvan şeklindeki koruyucu ruh öldüğü zaman şaman da ölecektir.

    Şamanlar sahip oldukları güçlere göre birbirlerinden ayrı statülere sahip olmuşlardır. Bu statülere göre Uluhan oyun, Orta oyun ve Kenniki oyun isimleri şamanları güçlerine göre ayırmak için kullanılmıştır. Uluhan oyun büyük ve güçlü şaman, Orta oyun orta güçte ġaman, Kenniki oyun ise gücü az olan küçük ġamanları tanımlamak için kullanılmıştır.

    Her bir şamanın yürüttüğü ayin, iyileştirdiği hasta ve dirliğini sağlamakla sorumlu olduğu bir toplumu vardır. Tam manası ile yaşadığı toplumun lideri olmasa da önemli bir statüdedir. Şaman batın ile zahir arasında köprüdür ve buradan yalnızca o geçebilir. Kendine ait eşyaları, duaları, tapınması ve yaşam şekli itibariyle herkesten ayrılır. Yalnızca ruhlardan değil, nesnelerden de faydalanır. Ayna, tütün, giydiği kostüm vb. her biri esrimesine, ayini en iyi şekliyle yürütmesine, kısacası görevini icra etmesine yardımcı olur. Buradan da anlaĢıldığı üzere ġamanlık içinde barındırdığı her bir unsur sayesinde kendine ait geniş bir sistem ortaya çıkarmıştır.

    Sadece hastalığa yakalanan kişinin iyileştirilmesi için değil, bir eksikliğin giderilmesi, toplum yaşamını olumsuz etkileyecek olayların yaşanmasını önlemek için de şamana başvurulur. şaman sözlü telkin yolu ile hastaları tedavi eden hekim, ruhlara yol gösteren, tanrılara kurban sunan din adamı, gelecekten haber veren kâhindir. Yaşanan kıtlık, avın tükenmesi, kuraklık, savaş gibi olumsuz olayları uzaklaştırmaya, gelecek olan felaketleri ise önlemeye çalışmaktadır. Hitabeti gelişmiştir zira bu sayede hem ruhlara seslenip onların yardımını almakta hem de insanlar üzerinde inandırıcı bir etki yaratıp etkileyici olabilmektedir. Kendi isteği ile ruhlara ulaşabilir ve onlardan öğrendiklerini kendi toplumuna aktarabilir. Şaman sahip olduğu bu güç ile evrenin tüm bilgisine vakıf olur. Doğaüstü varlıkların yardımı ve yönlendirmesiyle doğal olayları açıklar, olacaklar hakkında uyarılar yapar, şifa dağıtır, büyü yapar ve sonunda tekrar tanrısına döner ve ona tapınır. Her ne kadar ruhlara egemen olsa dahi her şaman Tanrı‟nın hizmetindedir. Aynı zamanda bu sözlü kültürün de tek taşıyıcısıdır. Bu görevi iyi bir şekilde taşımak, gereklerini yerine getirmek, sahip olduğu tüm bilgileri kendinden sonra gelecek olan yeni şaman adayına devretmek onun görevidir.

    Şamanlık her ne kadar yetiştiği toplumlarda başka isimlerle filizlenmiş olsa dahi ortak özellikler söz konusudur. Fakat günümüzde büyü ile uğraşan kişiler de şaman olarak nitelendirilmektedir. Ancak bu adlandırma gerçek şamanlıktan uzak ve yetersiz kalmıştır. Zaman içerisinde çeşitli etkilere maruz kalan şaman ifadesinde mesleği icra eden kişilerde olduğu gibi bir takım değişiklikler meydana gelmiştir. Oysa şmanlık herkes tarafından icra edilebilecek bir görev, para kazanılacak bir meslek ve yalnızca büyü ile sınırlandırılacak bir uygulama değildir. Aynı zamanda şamanlık görevini yerine getiren kişilerin bir toplum içindeki sayısı oldukça azdır. şamanlığı maddi kazanç elde etmek için kullanan kişiler olmasına rağmen görevini en iyi şekli ile yerine getiren şamanlar da bulunmaktadır.

    İlk Şaman Kimdir?

    Günümüze kadar süre gelen şaman inancı ilk nasıl ortaya çıktı? Bu soru çok kilit bir noktadır. Çünkü ilk şaman beraberinde yüzyıllara meydan okuyan bir inanç sistemini meydana getirmiştir. Peki, bu nasıl başarılmıştır? Başarı diyorum çünkü toplum içerisinden bir kişi gösterdiği bazı farklılıklar sonucunda tüm toplum tarafından önemsenen bir insan haline gelmiştir. Bu kendiliğinden zaman içerisinde meydana gelecek bir durum değildir. Bir şamanın ortaya çıkması için toplumda ters giden işler, sıkıntılar, belalar, çaresi bulunamayan hastalıklar ve bu hastalıkları giderebilecek üstün yetenekli bir kişinin olması gerekmektedir. Eğer insanlar kendileri bu kötü olaylara çare bulabilselerdi şamana ihtiyaç olmazdı, demek ki normal insan gücünün yetmediği anda şamanlık ortaya çıkmıştır.

    İlk şaman hakkında çeşitli anlatılar söz konusudur. Ulaştığım bilgilere burada yer vermeye çalışacağım. İlk şaman çeşitli mucizeler gerçekleştirerek toplumun dikkatini çekmiş kişidir. Bu mucizelerinin en başında ölüleri diriltmek ardından ise topluma gelecek belaları uzaklaştırmak ve hastaları iyileştirmek gelir. Esrime tekniği ile benliğinden sıyrılan ve bu şekilde felaketleri önlemeye çalışan kişiye An Argıl Oyun denilmiştir. Yakut inancında ilk şaman hakkında bazı betimlemeler yapılmıştır. Bu betimlemelere göre ilk şaman yılan bedenine sahiptir ve kendisine bahşedilen gücün etkisi ile kendini tanrıdan daha kudretli görmektedir. Ancak tanrının hoşuna gitmeyen bu durum yılanın üzerine ateş göndermesi ve onu patlatması ile sonuçlanmıştır. Yılanın patlaması ile içinden cinler çıkmış ve etrafa yayılmıştır. İşte etrafa yayılan ve kötü karakterli olan bu cinler şamanları meydana getirmiştir. Tunguz inancına göre ise ilk şaman şeytan vasıtası ile meydana gelirken, Buryatlara göre ilk şaman bir kartaldır ve bu kartalın bir insanla birleşmesi sonucu şaman çocuk dünyaya gelmiştir. şamanın dünyaya gelme sebebi ise hastalıkları tedavi etmesi ve ölen kişilerin ruhunu geri getirerek onları yaşatmasıdır. Buryat inancında olduğu gibi Teleütler, Ostyaklar ve Oroçiler de ilk şamanın kartal olduğu ve ondan eğitim aldığı inancına sahip olan halklardandır.

    Hastalık ve felaketler topluma huzuru getirecek bir güce ihtiyaç duyulmasına neden olur. Bu güç özel yeteneklerle donatılan ve ruhlar tarafından seçilen şamana atfedilir. Böylece şaman toplumun dirliğini ve insanların sağlığını bozan olayları defetmekle görevlendirilir. Fakat şaman kendisine yüklenen özel görevden dolayı sıradan kişi gibi ifade edilmemiş, bir hayvan vücudunda var olduğu kanısına varılmıştır. Her ne kadar yılan gibi başka hayvanlardan bahsedilse de çoğunlukla kartal ile bağdaştırılmıştır.

    Şamanlar yapılan bir takım gruplandırmalarla birbirlerinden ayrılmışlardır. Bu gruplandırmalar, şamanların yürüttükleri ayin, göreve çağrılma ve cinsiyetleri düzeyinde yapılmıştır. 

     

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap