Ford Vs Ferrari (Asfaltın Kralları) Film Analizi (DİKKAT!!! SPOİLER İÇERİR)
DİZİ / FİLM

Ford Vs Ferrari (Asfaltın Kralları) Film Analizi (DİKKAT!!! SPOİLER İÇERİR)

19 Ekim 2020 00:43
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Ford – Ferrari filmi, 1966 yılında düzenlenen Le Mans yarışındaki Ford ve Ferrari arasında gerçekleşen rekabetin gerçek hikâyesini konu alıyor. Hikâyedeki asıl dramatik çatışma, kurum ile birey arasında geçmektedir. Otorite – birey ve sermaye – emek çatışmaları da işin içinde vardır.

    Hikâyenin başına döndüğümüzde Ford'un temel amacının Ferrari'yle rekabet etmekten ziyade daha çok otomobil satmak olduğunu görüyoruz. Genç yönetici Lee Iacocca'nın (Joe Bernthal) yaptığı sunum sırasında patron Henry Ford II (Tracy Letts), Ferrari'yi rakip olarak görmediğini ve yarış otomobili üretme fikrinin ona anlamlı gelmediğini söylüyor. Dolayısıyla her şey, Ford Mustang'i geliştiren ekipte yer alan ve yıllar sonra otomobil endüstrisinin yıldız isimlerinden biri olacak Lee Iacocca'nın başının altından çıkıyor.

    Iacocca, o yıllarda Ford'un pazarlamasının başındadır. Düşen satışları engellemek için patronunun önüne yeni bir vizyon sunuyor. Hedefi, “babalarının otomobillerini kullanmak istemeyen” genç nesli yakalamak. O yıllarda yaşayan genç nesil için hız ve rekabet, diğer her şeyden daha önemlidir. Gençler otomobilin işlevinden ziyade imajını önemsiyorlar.

    Iacocca ve Ford'un ilk planı, aslında Ferrari'yi satın almaktır. Ama İtalyan otomobil şirketi Fiat'ın da araya girmesiyle olaylar bambaşka bir hal alıyor. Bununla birlikte Enzo Ferrari’nin Henry Ford II hakkında ki ağır ithamları sonrasında, Henry Ford II yöneticilerine, “Bana Le Mans’da Ferrari’yi ezecek bir araba yapın !” talimatını veriyor. Ford firmasının Ferrari firmasından daha iyi yarış arabası üreterek Le Mans 1966 yılındaki yarışını kazanmak ve Ferrari'nin pistlerdeki üstünlüğüne son vermek, Ford'un bir numaralı kurumsal hedefi haline geliyor. Ford başarıya ulaşabilmek için Iacocca’nın araştırıp bulduğu Motor Sporlarının Amerika’ daki en başarılı ismi Carol Shelby ile anlaşıyor.

    Filmin başrolü ve filmin kilit ismi olan Ken Miles (Christian Bale) önce işinin ehli bir oto tamircisi, sonra tutkulu bir otomobil yarışçısı olarak karşımıza çıkıyor. Miles, kimseden lafını sakınmayan, çok ters, aksi ve kavgacı bir adamdır. Ken Miles, Ford dahil hiçbir büyük markanın çalışmak istemediği biridir. Bununla birlikte, Ken Miles'ın da Ford'da çalışmak gibi bir derdi yoktur. Her şeyden önce Ford'un ürettiği otomobilleri sevmiyor. Dahası, Ford'un kurumsal bürokrasisinden ve yöneticilerinden hiç haz etmiyor. O yüzden, Carroll Shelby'nin “Gel beraber Ford'u Le Mans'ta zirveye çıkaralım” teklifini “Ford'da hiçbir şey yapılmaz” diye hemen reddediyor. Sağlık nedenleriyle yarış pistlerini terk etmek zorunda kalan Carroll Shelby (Matt Damon), sadece Ken Miles ile kazanabileceğini düşünüyor. Miles, bir yarış otomobilinin nasıl olması gerektiğini bilen gerçek bir uzmandır. Kullandığı yarış otomobilinin tüm sorunlarını tek tek analiz edebilme yeteneğine sahiptir.

    Shelby başarılı bir ekibi yönetiyordu ve Ferrari’ yi yenebilmek için elindeki en iyi sürücü olan Ken Miles’a tekrar teklif götürüyor ve Miles bu kez kabul ediyor. Ken Miles ve Ford yetkilileri arabayı (Ford GT 40) hemen teste çıkarıyorlar. Miles ilk turdan sonra arabadan iniyor ve Shelby’ ye arabanın berbat durumda olduğunu söylüyor. Hemen işe koyuluyorlar ve arabayı tüm detaylarıyla düzeltmeye başlıyorlar. En ince ayrıntısına kadar olağanüstü çaba sarf ettikleri arabalarıyla Ken Miles binlerce saatlik test sürüşü yapıyor ve artık araba gerçekten güven vermeye başlıyor.

    Film, Miles'ın ekibin bir parçası olduğunu ve başarının takım çalışmasıyla geldiğinin  altını çizmektedir. Ford v Ferrari’nin arasında geçen bu rekabetin Ford açısından başarı ile sonuçlanmasının altındaki sebepler, ekibi başarıya iten olaylar bulunmaktadır. Ford’un başarısındaki büyük pay, bu yarışı kazanmak için Shelby gibi daha önce bu yarışta bulunmuş ve kazanmış birini bu proje ekibinin başına getirmesidir. Shelby ve ekibi, 90 gün gibi kısa bir sürede ve bununla birlikte Ford gibi bir firmanın motor sporları alanında daha önce yeterli tecrübesi ve başarısı bulunmamasına rağmen Ferrari karşısına tasarlanarak çıkarmış olduğu araç ile zafere uzanmıştır. Ford 1966 yarışını kazandıktan sonra takip eden 4 yıl boyunca da Le Mans yarışlarını kazanıyor.

    Böylece Henry Ford II, Ferrari’ye karşı yapmış olduğu bu yarış rekabetinden sonra istediği satış başarısını da göstererek şirketin değerini arttırıyor ve tüm zamanların en iyi yarış arabasını yani Ford GT 40’ı bizlere kazandırıyor. Bu olaylardan sonra Enzo Ferrari, şirketin yaşadığı maddi sıkıntılar sonucunda Ferrari’yi Fiat’a satmak zorunda kalıyor.

    Filmin etkileyici sahneleri

    Enzo Ferrari’nin Henry Ford II’yi küçümseyecek cümleler kullanması ve bu cümlelerin sonucunda Henry Ford II’nin hırs yaparak, neye mal olursa olsun Ferrari’yi yarışlarda yenmek istemesi. Bir diğer etkileyici sahne ise Le Mans yarışında Ford yöneticileri, yarış takımı sürücülerine araçlarının arıza yapmaması açısından tam gaz gitmemeleri konusunda emir veriyor. Ama Ken Miles hiçbir şeyi umursamadan gaza basıyor ve ekibini liderliğe taşıyor. Son olarak en etkileyici sahne ise Ken Miles’ın yarışı kazandıktan iki ay sonra bir Ford GT 40’ı pistte test ederken kaza yaparak ölmesi.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap