Emes (MS) Hastalığı Nedir? Emes (MS) Hastalığı Tedavi Yöntemleri
Sağlık

Emes (MS) Hastalığı Nedir? Emes (MS) Hastalığı Tedavi Yöntemleri

07 Şubat 2021 22:04
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Günümüzde Emes (MS) yani Tıp dilinde Multipl Skleroz olarak geçen hastalığın adını sıkça duymaktayız. Peki Emes (MS) hastalığı nedir? Emes hastalığı belirtileri Nelerdir? Emes hastalığı ne demek? Emes hastalığı neden olur? Emes hastalığı öldürürmü? Emes hastalarının ömrü ne kadar?  Emes hastalığının tedavisi varmı? İşte tüm bu soruların cevaplarını sizler için araştırdık ve cevaplandırdık. 

    EMES (MS) HASTALIĞI NEDİR?

    MS, tekrarlayan inflamatuvar demiyelinizasyon sonucu değişen derecede akson kaybı da içeren gliotik yara ilişkili, kalıcı demiyeline plakların oluştuğu, merkezi sinir sisteminin bağışıklık sistemi kaynaklı kronik bir hastalığıdır.

    Hastalığın etkilediği bölge olan merkezi sinir sistemi, kişinin duyu organlarından aldığı bilgiyi kontrol eder ve beyinde işler. Bu bilgiler sinir hücreleriyle aktarılan elektriksel impulslarla sağlanır. Sinir hücresine bakıldığında hücre gövdesi, dendrit, akson ve akson üzerinde bulunan yağsı yapıdan oluşan miyelin kılıftan meydana gelmektedir. Duyu organlarından alınan elektriksel impulslar sinir hücresine dendrit tarafından girerek aksona gelir. Aksondaki miyelin kılıf sayesinde bu impulslar hızlandırılarak sinapslarla diğer sinir hücresine geçer. Nöron miyelini bir elektriksel impulsu saniyede 100 metreden daha hızlı olacak şekilde iletilmesini sağlar. Nöronları çevreleyen miyelin kılıfın yok olması ya da zarar görmesi durumunda sinir impulsları yavaşlar, yanlış birimlere iletilir ya da tamamen iletilemez duruma gelir. Bu durumda elektriksel impulslar sinir hücresi boyunca iletilemediği için beyine ulaşamaz ve hastanın fiziksel hareketleri kısıtlanır.

    Hastalığın klinik sınıflandırılması büyük ölçüde hastalığın seyrine dayanmaktadır ve genel olarak 4 tipi vardır. Bunlar;

    1. Nükseden İyileşen MS (Relapsing-Remitting MS - NİMS)
    2. İkincil İlerleyen MS (Secondary-Progressive MS - İİMS)
    3. Birincil İlerleyen MS (Primary-Progressive MS – BİMS)
    4. İlerleyen-Nükseden MS (Progressive-Relapsing MS – İNMS)

    MS hastalığının kategorize edilmiş ve alt tipleri tanımlanmış olmasına rağmen, hastalığın seyri ve semptomları oldukça heterojendir. Hastalıkların yaklaşık %85’i en sık görülen formu NİMS tipinde olmasına rağmen, farklı hastalık belirtilerinin gerçekten nasıl teşhis edildiği ve bunun tek bir tip olarak sınıflandırılması gerçekten çok önemli bir zorluktur. Çünkü bu sınıflandırmanın farklı patofizyolojik mekanizmaların anlaşılması ve tedavi hedeflenmesi üzerinde önemli etkileri vardır.

    Emes (MS) Hastalığı Neden Olur?

    MS’in nedeni tam bilinmemekle beraber, çevresel faktörler tarafından genetik olarak hassas/yatkın olan kişilerde tetiklenen “kompleks bir karakter” olarak kabul edilmektedir. Genetik bileşenin karmaşıklığı ailesel çalışmalar ve son dönemlerde gerçekleştirilen tüm genom çalışmalarıyla ortaya konulmuştur. MS kalıtsal bir hastalık olmamasına rağmen aynı aile içinde MS vakalarının görülebilirliği genetik bileşenlerle güçlü bir etkileşim olduğunu ortaya koyar niteliktedir. MS hastalarının birinci derece akrabalarında MS görülme riski normal populasyonda görülme riskine (mutlak risk %2-5) göre 10-50 kat daha fazladır ki monozigotik ikizlerde risk yaklaşık üçte bir oranındadır. Tüm genom bağlantı analiz çalışmaları sayesinde MS ile ilişkili olduğu düşünülen birkaç gen lokusu belirlenmiştir. 1970’lerin başında belirlenen immün fonksiyonlarla ilişkili genleri kodlayan insan lökosit antijen kompleksi (HLA), ilk bulunan genetik risk faktörüdür. Yakın zamanlarda yapılan çalışmalar ise HLA sınıf II uzantılı DRB1*1501, haplotipinin MS için oldukça güçlü bir genetik risk oluşturduğunu göstermektedir. Son zamanlarda interlökin 2 reseptör alfa geni (IL2RA) ve interlökin 7 reseptör alfa geni (IL7RA) allelleri de risk faktörleri olarak tanımlanmıştır. Bunların yanı sıra bir dizi MS yatkınlığı ile ilişkili olan MHC olmayan gen/lokus tanımlanmıştır.

    Son yapılan tüm genom bağlantılı analiz çalışmalarında 14.498 MS hastası ve 24.091 sağlıklı kontrol örnekte genotipleme dizi analizi yapılarak, 161.311 otozomal varyant taranarak 135 potansiyel MS ilişkili lokuslar belirlenmiştir (Beecham ve diğ. 2013). Bu genlerin çoğu (CXCR5, IL2Ra, IL7R, IL12RB1, IL22Ra2, IL12A, IL12B, IRF8, TNFRSF1A, TNFRSF14 ve TNFSF14, CD37, CD40, CD58, CD80, CD86, CLECL1, CBLB, GPR65, MALT1, RGS1, STAT3, TAGAP, TYK2) bağışıklık sistemi ile ilişkili olmasından dolayı, MS’in immün aracılı olduğunu desteklemektedir.

    Bütün bunlara rağmen halen MS’e yatkınlığın altında yatan pek çok genetik faktör aydınlatılamamıştır. Dahası genetik yatkınlık MS risk faktörlerinin tek başına nedeni değildir, bunun yanında çevresel faktörlerin de rol oynadığı bilinmektedir. Viral infeksiyonlar, sigara ve D vitamini eksikliği gibi çevresel faktörlerin MS patojenezinde önemli olduğu ileri sürülmektedir. D vitamini eksikliği ve Epstein-Barr virüs enfeksiyonunun MS oluşumu ile güçlü bağlantısı çalışmalarla gösterilmiştir. Sigara MS yatkınlığı için önemli bir başka çevresel risk faktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer risk faktörlerinde olduğu gibi, sigara, diğer genetik ve çevresel faktörler ile bağlantılı olarak MS’e yatkınlığı etkileyebilir.

    Nedeni tam olarak bilinmese de, çoğu kanıt hastalık oluşumunda otoimmün patogenezi destekler niteliktedir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar MS’te otoimmün cevabın başlamasında miyelin spesifik CD4+ T hücrelerinin kritik rol oynadığını göstermektedir . Merkezi tolerans oluşturulması sırasında timüs tarafından otoreaktif T hücreleri silinir. Ancak bu işlem mükemmel değildir. Zaman zaman bazı otoreaktif T hücreleri çevresel sisteme salınır. Sağlıklı bireylerde bu işleyiş periferik tolerans mekanizmaları ile kontrol altındadır. Ancak düzenleyici T hücrelerinin işlevlerinin baskılanması ve/veya efektör B ve T hücrelerinin artan dirençleri sayesinde bu mekanizmalar bastırılır. Böylelikle merkezi sinir sistemi (MSS) otoreaktif T ve B hücreleri çevresel sistemde aktive olurlar. Yukarıda bahsedilen enfeksiyöz ajanlar ve sigara gibi bileşenler de dâhil olmak üzere, genetik ve çevresel faktörler, bu olaylara katkıda bulunur.

    Aktif hale gelen CD8+ T hücreleri farklılaşmış CD4+ yardımcı T1 (Th1) ve Th17 hücreleri, B hücreleri ve doğal bağışıklık hücreleri, MSS’ne sızabilir (infiltrasyon), enflamasyon ve doku hasarına yol açar. Periferden MSS’ine immün hücre infiltrasyonu, beyin zarı kan damarlarında kan-beyin bariyerinin doğrudan geçişiyle, subaraknoid boşluk üzerinden veya kan-beyin-omurilik sıvısı (CSF) bariyeri boyunca koroidpleksus üzerinden olabilir. Bu hücreler perivasküler alanlarda birikir ve merkezi sinir sistemi (MSS) parenşimasına girerler. Etkinleşen MSS-yerleşik mikroglia ve astrositler ile birlikte bu giren hücreler, doğrudan hücre teması ilişkili mekanizmalar vasıtasıyla ve çözünür enflamatuar ve nörotoksik aracıların etkimesi ile oligodendrosit (ODC) hasarı, demiyelinizasyon ve nöroaksonal yaralanmaları tetiklerler. Hastalığın ilerleyen sürecinde bu hasarlar skleroz adı verilen plakların oluşumuna neden olur.

    Emes (MS) Hastalığı Belirtileri

    İlk belirtiler baş ağrısı, görme kaybı, çift görme, tek veya çift gözde görme azalması, dengesizlik ya da kol ve bacaklarda güç kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda ise hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Hastalığın beyindeki tutulum bölgesine göre belirtileri değiştiğinden dolayı çok geniş bir belirti yelpazesi vardır, genel olarak belirtiler şu şekilde sıralanabilir. Bulanık ya da çift görme, ataksi, Babinski bulgusu, nistagmus, klonus, beceriksizlik, dizartri (konuşma bozukluğu), duygu durum bozuklukları, yorgunluk, hemiparezi, parestezi, sık idrara çıkma ve idrar kaçırma (inkontinans), inkoordinasyon (koordinasyon bozukluğu), monoparezi, elde sinirlerdeki harabiyet nedeniyle kasların işlev yapamama hali ile karakterize paralizi (felç) durumu, hiperaktif derin tendon refleksleri (dizkapağı refleksi gibi.), erkeklerde iktidarsızlık, denge kusuru ve baş dönmesi.

    Emes (MS) Hastalığının Tedavisi

    MS hastalığının bilinen bir kesin geri dönüşü olan bir tedavisi bulunmamaktadır, hastanın yaşam kalitesini yükseltme ve yaşam süresini uzatma yönünde hayat boyu süren tedavi yöntemleri mevcuttur. Bunları şu başlıklar altında toplayabiliriz; destekleyici tedavi, atak tedavisi, semptomatik tedavi ve iyileştirme nöro-koruyucu yöntemlerle hastalık aktivitesini baskılamaya yönelik tedavi. Bu tedaviler içerisinde interferon ve türevleri, tedavide çok önemli bir yer tutmaktadır. İnterferon tedavisine immün sistemin MSS üstüne olan etkisini baskıladığından MS hastalığının erken dönemlerinde başlanması halinde hastalığın seyrinin yavaşlatılması hatta durdurulması söz konusudur. Hastalığın erken teşhisi bu yüzden çok önemlidir ve günümüzde erken teşhis için yoğun çalışmalar devam etmektedir.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap