Barış Bıçakçı Kimdir? Romanları ve Hayatı
SOSYAL MEDYA

Barış Bıçakçı Kimdir? Romanları ve Hayatı

31 Ocak 2021 16:18
  • Whatsapp'ta Paylaş

    Barış Bıçakçı'nın Hayatı

    Barış Bıçakçı, Çağdaş Türk Edebiyatı'nın önemli yazarları arasında yer almaktadır. Barış Bıçakçı’nın eserlerinde, başkarakterlerin genellikle erkek olması, bu karakterlerin ise kırılgan, utangaç, çocuksu ve sosyal hayata mesafeli yönlerinin ağırlıklı olması, yazar ve roman kişileri arasında bir benzerliğin olabileceğini düşündürmektedir. İletişim Yayınlarının verdiği bilgi kadarıyla Barış Bıçakçı, 1966’da Adana’da doğmuştur. Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte Ocak 1994 ve Ekim 1997’de iki şiir kitabı yayımlanmıştır. Barış Bıçakçı’nın roman karakterleriyle ilgili kullandığı “suya sabuna dokunmayan” ifadesi edebiyat ortamlarından, dergilerinden ve röportajlarından uzak olmasıyla kendisi için de kullanılabilir. Gizemli bir yazar ve şair olan Barış Bıçakçı, ilk ve ortaöğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olur. Eğitim hayatı sayesinde Ankara’yla kurduğu bağ ve bütün romanlarında Ankara imgesinin bu derece yoğun kullanması Barış Bıçakçı’nın şehre hayranlığı olduğunu göstermektedir. Ankara’nın parkları, sokakları ve semtleri yazarın romanlarında o kadar canlı ve detaylı kullanılır ki romanlarda Ankara imgesinin eksik oluşu Bıçakçı’nın nitelikli okurları tarafından yadırganır. Eserleri aracılığıyla tanınmaya çalışılan Bıçakçı’nın sinemaya, şiire ve edebiyata yoğun ilgisinin olduğu görülür. Bıçakçı bütün karakterlerinin bir şekilde edebiyat ve yazıyla iç içe olmasını sağlamıştır. Tarihî Kırıntılar romanında şiir hakkında söylenenler romanı, poetikası olan bir romana dönüştürür. Barış Bıçakçı’nın romanlarında sayısız film, roman, öykü ve şiirden bahsetmesi sanatçı kimliğinin çok yönlü olduğunu göstermektedir. Fransız yönetmen François Roland Truffaut’nun sinemasını sevdiği, Bizim Büyük Çaresizliğimiz ve Herkes Herkesle Dostmuş Gibi ve Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra romanlarındaki Jules et Jim filmine olan göndermelerden anlaşılmaktadır. Bıçakçı, filmdeki replikleri romanlarında kullanır. Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra romanında kullandığı “Anarşistler imla bilmiyor”  repliği aynı yönetmenin aynı filmindendir.

    Bıçakçı’nın Garip hareketi şairlerinden Oktay Rıfat’a sevgisinin olduğu anlaşılmakla birlikte Seyrek Yağmur romanının başkarakterinin ismi de Rıfat’tır. Yazarın bazı sanatsal metinler ve filmlerin üzerinde fazlaca durması yazar hakkında bu gibi bilgilerin yazılabileceğini göstermiştir.

    Barış Bıçakçı’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz adlı romanı aynı isimle 2011 yılında Seyfi Teoman tarafından sinemaya uyarlanmıştır. Bıçakçı, 2017 yılında ise Pelin Esmer yönetmenliğindeki İşe Yarar Bir Şey filminin senaryosunu yazmıştır. Şair Leyla ve hemşire Canan’ın yollarının kesiştiği film, Bıçakçı’nın şiirlerinin okunmasıyla sanatsal bir atmosfere bürünür. Son olarak Seyrek Yağmur romanının Rıfat Diye Biri başlığı Söz Uçar Direniş Kalır başlığı şeklinde değişerek Serkan Keskin’in oyunculuğuyla kısa filme çekilir. Barış Bıçakçı hakkında yazılı kaynaklar sınırlı olduğu için onunla ilgili genel bilgiler bu şekildedir.

    Barış Bıçakçının Eserleri

    Barış Bıçakçı’nın kitapları İletişim Yayınlarından çıkmakla birlikte yedi roman ve iki öykü kitabı olmakla birlikte toplamda dokuz tanedir. İlk romanı olan Herkes Herkesle Dostmuş Gibi 2000 yılında yayımlanmıştır. 

    Veciz Sözler (2002)

    Barış Bıçakçı’nın 2002 yılında yayımlanmış olan Veciz Sözler romanı, ben-anlatıcının sabahları uyanır uyanmaz Veciz Sözler adlı bir radyo programını dinlemesiyle başlar. Her gün farklı temalar üzerinden ilerleyen radyo programı, dinleyicilerin telefonla yayına katılmasıyla daha başka bir hâl alır. Anlatıcı, radyo programına katılan dinleyiciler için hikmet tavukları benzetmesini kullanarak, onların keramet yumurtladıklarından söz eder. Anlatıcı, radyo programının öylesine sadık bir dinleyicisidir ki oraya katılan herkesin hangi sırayla ve ne zaman arayacağını bilmektedir. Programı Ankara’dan arayan Sulhi Saygılı, anlatıcının dikkatini çekmeye başlar ve zamanla radyo programını onun için dinlediğinin farkına varır.

    Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2004)

    Barış Bıçakçı’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz adlı romanı, 2004 yılında yayımlanmakla birlikte Ender ve Çetin adlı roman kişilerinin yaşantıları, ilgi alanları ve aşkları etrafında kurgulanmıştır. Romanın ben-anlatıcısı Ender ve onun çocukluk arkadaşı Çetin, yıllarca aynı evde yaşamanın hayalini kurarlar. Bu hayalin gerçekleşmesiyle birlikte iki arkadaş birlikte yaşamaya başlar ve bu birliktelik daha üç ay olmuşken, anne ve babasını trafik kazasında kaybeden arkadaşları Fikret’in kız kardeşi Nihal de, üniversite eğitimi için onlarla yaşamaya başlar. Nihal’in onların hayatına girmesiyle bu iki arkadaşın aynı kıza âşık olma hayali de gerçekleşmiş olur. Nihal’in yaşının küçük olması, Ender ve Çetin’in ona ağabeylik yapmalarını zorunlu kılmıştır. Ender, edebiyat, sinema ve müzikten hoşlanan ve evde çevirmenlik yapan biridir. Çetin ise Ender’in aksine entelektüel faaliyetlerden uzakta bir inşaat şirketinde çalışmaktadır. Ender ve Çetin, her ne kadar birbirinden uzak ilgi alanlarına sahip olsalar da onlar bir bakıma birbirini tamamlayan bir bütündür.

    Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra (2008)

    Barış Bıçakçı’nın 2008 yılında yayımlanan Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra adlı romanı, otuz yedi başlıktan oluşmakla birlikte kronolojik bir sıra gözetmez. Olay örgüsünün parçalı bir şekilde ilerlemesi, genç bir kız olan Başak’ın intiharının ana tema oluşunu değiştirmez. Barış Bıçakçı diğer romanlarının aksine bu romanında bir kadın karakteri merkeze alır ve olay örgüsünü geriye dönüş tekniğiyle geçmiş, şimdi ve gelecek zaman dilimlerinde, küçük sıçramalar hâlinde ilerletir. Resim bölümünde araştırma görevlisi olan Başak’ın intiharı, annesi Türkan’ı, ağabeyi Umut’u, yakın arkadaşları Abidin ve Nergisi, sevgilisi Ahmet’i ve yakın komşuları da olmak üzere birçok kişinin hayatını etkiler. Başak’ın intiharı, benliği ve ruhu aracılığıyla dış dünyayla içsel bir bağ kuramama sonucu oluşan karanlık ve soğuk boşluk hissinden kaynaklanır. Başak, insanlara ve dünyaya ayak uyduramadığı için kendini dünyadan soyutlar. Yaşam algısı kendisine sıkıcı gelen Başak, balkondan atlayarak intihar eder.

    Sinek Isırıklarının Müellifi (2011)

    Barış Bıçakçı’nın 2011 yılında yayımlanan ve elli sekiz bölümden oluşan Sinek Isırıklarının Müellifi adlı romanı, yazdığı romanı yayımlatmaya çalışan başkişi Cemil’in yazma süreci, evliliği ve ev yaşantısını anlatır. Roman, Cemil’in yazdığı romanın dosyasını İstanbul’daki bir yayınevine götürmesiyle başlar. Romanı yayınevine verdikten sonra her gün evinde, editör hanımdan telefon bekler. Cemil’in bu bekleme süreci, evli oluşu ve sürekli akıtan toplu konutlardaki evlerinin banyosu, aktüel zamanda anlatılmıştır. Cemil, geri dönüş tekniğiyle babasının ölümünü, eşi Nazlı’yla tanışmalarını ve yazmaya nasıl karar verdiğini anlatır. 

    Seyrek Yağmur (2016)

    Barış Bıçakçı’nın 2016 yılında yayımlanan Seyrek Yağmur romanı, altmış bir başlıktan oluşan ve ellili yaşlara merdiven dayayan Rıfat’ın anıları ve hayâlleri arasında sürdüğü yaşamı konu edinir. Roman, ismini Rıfat’ın kitapçı dükkânı olan Seyrek Yağmur’dan alır. Rıfat’ın kitaplara, şiire, sinemaya, felsefe ve mitolojiye olan ilgisi onun hayâl mi yoksa gerçek mi olduğu şüphe uyandıran bir dünyada yaşamasına sebep olur. Rıfat bu dünyaya kendisini öylesine kaptırmıştır ki hayatta olmayan şairlerle konuşur, yazarlardan mektup alır ve gün içerisinde bir yere yetişmeye çalışırken mitolojik kişilerle karşılaşır.

    Tarihî Kırıntılar (2019)

    Barış Bıçakçı’nın 2019 yılında yayımlanan Tarihî Kırıntılar romanı, on iki başlıktan oluşmakla birlikte 1992’den 2018 yılına kadar uzanan olayları, geçmişi ve bu geçmişin sürekli geleceğe taşınarak yok olamayışını konu edinmektedir. Romanın başkahramanı olan Can’ın ablası Meral, 1992 yılının aralık ayında bir şairin peşine takılarak aniden ortadan kaybolmuştur. Meral’in kayboluşuyla birlikte Can, annesi Sevgi ve babası Taner’le birlikte kendisini tamamen şiire verir. Okur ve yazar olma serüvenine ablasının kayboluşuyla başlayan Can, bu süreçte eksik, belki de hiç oluşmamış benliğini tamamlama yolunu arar. Ablası Meral kaybolduğunda Can on dört yaşındadır. Romanın anlatıldığı zaman dilimine bakıldığında Can çocuk yaştan orta yaşlara kadar ablasının yokluğunun huzursuzluğuyla yaşamıştır. Ablasına ulaşabilmek ümidiyle yazmaya başlayan Can, bir gazetenin kültür sanat editörlüğünü yapmaktadır. Can, bir dizi şairle söyleşi yapıp bu söyleşileri kitap haline getirmeyi ve şairlerin isimlerini gizlemeyi tasarlar. Böylece Tarihî Kırıntılar romanının büyük bir kısmı oluşmaya başlar. 

    Bu eserler dışında Murathan Mungan’ın Kadınlar Arasında (2014) seçkisinde 97-100 sayfaları arasında Bıçakçı’nın Bir Kıt Gündüzü Geceye Ulaştırmak ve Aramızdaki En Kısa Mesafe adlı öyküler, bir de Baharda Yine Geliriz anlatısı vardır. Deneme-mektup tarzında 2016 yılında, Ayhan Geçgin ve Behçet Çelik ile birlikte yazdığı Kurbağalara İnanıyorum: Edebiyat Üzerine Yazışmalar adlı eseri de mevcuttur. Ayrıca bunların dışında 2009 yılında Popüler Bilim Kitapları dizisinin Hava, Su, Ölçüm ve Birimler, Elektrik, Mıknatıslar, Işık ve Ses ile Basit Makineler, Şekiller ve Kimyasal Maddeler adlı üç kitabın da çevirmenliğini yapmıştır.

  • Whatsapp'ta Paylaş

    Yorumlar

    İlk Yorum Yapan Sen Ol smiley


    Yorum Yap